Palandöken’den Dünyaya/ Zengezur ve Orta Koridor’un yeniden şekillendirdiği ticaret denkleminde Erzurum’un asıl sınavı, Palandöken Lojistik Merkezi’ni bekleyen bir tesisten işleyen bir ticaret üssüne dönüştürmek.
Bir şehrin ekonomik geleceğini konuşurken bazen kilometreleri, yolları, demiryollarını ve projeleri sıralıyoruz.
Ama asıl soruyu çoğu zaman atlıyoruz:
Bu yolların üzerinde Erzurum ne üretecek?
Çünkü artık dünyada lojistik yalnızca taşımacılık anlamına gelmiyor.
Lojistik; üretim demek.
Depolama demek.
Gümrükleme demek.
Dağıtım demek.
İhracat demek.
Ve bütün bunların sonunda istihdam ve katma değer demek.
Erzurum açısından bu denklemde en önemli başlıklardan biri ise hiç kuşkusuz Palandöken Lojistik Merkezi.
Zira Türkiye'nin doğuya açılan kapılarından biri olma iddiasındaki Erzurum'un elinde önemli bir altyapı bulunuyor.
Fakat altyapının varlığı ile o altyapının ekonomik kapasiteye dönüşmesi aynı şey değil.
Bugün asıl tartışmamız gereken de burada başlıyor.
Palandöken Lojistik Merkezi var. Peki Palandöken'den dünyaya ne göndereceğiz?
Lojistik merkez tek başına yetmez
Palandöken Lojistik Merkezi 2018 yılında hizmete açıldı. Erzurum'un sanayi ve ticaret faaliyetlerinin güçlendirilmesi amacıyla oluşturulan merkez, kentin demiryolu bağlantısının lojistik açıdan daha etkin kullanılmasını hedefleyen önemli yatırımlardan biri oldu.
Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı'nın verilerine göre merkez yaklaşık 327 bin metrekarelik bir alanda konumlanıyor ve yıllık 437 bin ton yük kapasitesi öngörülüyor.
Rakamlar önemli.
Ama daha önemli olan bu kapasitenin ne kadarının ekonomik değere dönüştürülebildiği.
Çünkü bir lojistik merkezin gerçek başarısı betonarme tesislerin büyüklüğüyle değil, içinden geçen ticaretin hacmi ve yarattığı katma değerle ölçülür.
Bir başka ifadeyle;
Depo yapmak başka, ticaret ekosistemi oluşturmak başka.
Erzurum'un önündeki hedef ikinci aşamaya geçmek olmalı.
Palandöken Lojistik Merkezi, yalnızca yüklerin bekletildiği veya aktarıldığı bir alan olarak kalmamalı.
Üretici için kolaylık sağlayan, ihracatçıya hız kazandıran, lojistik maliyetlerini azaltan ve yeni yatırımcıya cazibe sunan bir merkez haline gelmeli.
Erzurum neyi dünyaya taşıyabilir?
İşte belki de meselenin en kritik noktası burası.
Zengezur Koridoru konuşulurken genellikle “yük gelecek” deniliyor.
Peki hangi yük?
Daha doğrusu Erzurum'un bu ticaret zincirine sunacağı ürünler neler?
Erzurum'un hayvancılık ve tarıma dayalı üretim potansiyeli var.
Gıda sektörü var.
Madencilik ve doğal kaynaklar var.
Organize sanayi altyapısı var.
KOBİ'ler var.
Elbette turizm var.
Fakat bütün bunların uluslararası ticaret açısından ortak bir noktada buluşması gerekiyor:
Katma değer.
Örneğin Erzurum'da üretilen bir tarımsal ürünün ham halde başka bir şehre gönderilmesiyle, Erzurum'da işlenip paketlenerek ihracata hazırlanması aynı ekonomik sonucu doğurmaz.
Birincisinde şehir üretim yapar.
İkincisinde ise üretimin yanında işleme, paketleme, depolama, lojistik ve ihracat gelirini de şehirde tutar.
Aradaki fark işte budur.
Dolayısıyla Palandöken Lojistik Merkezi'nin başarısı yalnızca daha fazla yük taşımakla değil, Erzurum'da daha fazla katma değer bırakmakla ölçülmelidir.
Bu nedenle lojistik yatırımlarla sanayi yatırımları birlikte düşünülmek zorunda.
OSB ile Palandöken aynı hikâyenin iki parçası
Erzurum'un önündeki fırsatın önemli ayaklarından biri de Organize Sanayi Bölgesi ile lojistik altyapının daha güçlü biçimde bütünleştirilmesi.
Bir fabrikanın ürettiği ürünün kamyonla uzun mesafeler kat ederek başka bir şehirde demiryoluna aktarılması, lojistik maliyetini yükseltir.
Oysa üretim alanı ile lojistik merkez arasındaki bağlantı ne kadar güçlü olursa, ihracatçının maliyeti de o kadar düşer.
Burada Erzurum için çok açık bir hedef ortaya çıkıyor:
Üretim ile lojistiği aynı planın içine almak.
OSB'de üret.
Palandöken'de depola.
Gümrük işlemlerini hızlandır.
Demiryoluna aktar.
Kars-Iğdır-Dilucu hattı üzerinden doğuya, mevcut demiryolu bağlantıları üzerinden batıya ulaş.
Karadeniz bağlantılarını kullan.
Bu sistem kurulabilirse Erzurum yalnızca bir lojistik noktası değil, çok yönlü bir dağıtım ve üretim merkezi haline gelebilir.
Aksi halde Palandöken'in kapasitesi artsa bile şehir ekonomisinin bundan beklenen ölçüde yararlanması zorlaşır.
Çünkü yükün şehirden geçmesiyle şehre ekonomik değer bırakması arasında ciddi bir fark vardır.
Zengezur, Palandöken için neden önemli?
İşte bu noktada yeniden Zengezur'a dönüyoruz.
Türkiye'nin Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demiryolu hattı üzerinden Azerbaycan ve Nahçıvan bağlantısını güçlendirme hedefi, doğu-batı ticaretinde yeni bir ulaşım alternatifi oluşturuyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, hattın 224 kilometre uzunluğunda olacağını ve yıllık 15 milyon ton yük taşıma kapasitesi hedeflendiğini açıklıyor.
Bu rakamın Erzurum açısından okunması gereken tarafı şu:
Doğu Anadolu'nun lojistik ağı büyüyor.
Erzurum bu büyüyen ağın dışında kalırsa yalnızca seyirci olur.
Ama Palandöken'i bu sistemin tamamlayıcı merkezi haline getirebilirse, yeni ticaret hareketinden pay alabilir.
Burada “Zengezur doğrudan Erzurum'dan geçecek” gibi bir iddia kurmaya gerek yok.
Mesele zaten bu değil.
Mesele, yeni ulaşım hatlarının oluşturacağı ekonomik hareketin Erzurum'a nasıl bağlanacağı.
Bu bağlantı kurulursa Palandöken'in anlamı değişir.
Artık yalnızca Erzurum'un lojistik merkezi değil, bölgesel ticaret zincirinin bir halkası haline gelir.
Bir lojistik merkezden fazlasına ihtiyaç var
Erzurum'un artık sadece lojistik merkezinin kapasitesini konuşması yeterli değil.
Bir sonraki aşamada daha büyük bir ekosistem düşünülmeli.
Lojistik firmaları...
Depolama yatırımları...
Soğuk hava depoları...
Gıda işleme tesisleri...
Paketleme ve ambalaj sanayisi...
Gümrük ve dış ticaret hizmetleri...
Demiryolu taşımacılığı...
E-ticaret ve dağıtım altyapısı...
Bunların tamamı aynı ekonomik zincirin parçalarıdır.
Üstelik Erzurum'un bu alanda üniversiteleri, meslek kuruluşları, kamu kurumları ve özel sektörü aynı masa etrafında buluşturması gerekiyor.
Çünkü mesele sadece Ulaştırma Bakanlığı'nın yapacağı bir demiryolu yatırımı değil.
Mesele Erzurum'un o demiryolundan ne kadar ekonomik değer üreteceği.
Bu nedenle şehirde artık klasik proje anlayışının ötesine geçmek gerekiyor.
“Lojistik merkezimiz var” demek yerine:
“Lojistik merkezimizi hangi sektörlerle büyüteceğiz?”
sorusunu sormalıyız.
“Demiryolu bağlantımız var” demek yerine:
“Bu demiryoluyla hangi ürünleri hangi pazarlara göndereceğiz?”
diye düşünmeliyiz.
Palandöken'in gerçek sınavı şimdi başlıyor
Erzurum'un önünde önemli bir coğrafi avantaj bulunuyor.
Fakat coğrafya tek başına ekonomi değildir.
Avantajı stratejiye dönüştürmek gerekir.
Zengezur Koridoru'nun oluşturacağı yeni hareketlilik, Orta Koridor'un gelişmesi ve bölgedeki demiryolu yatırımları Erzurum için önemli bir fırsat penceresi açıyor.
Ama fırsatın pencereden içeri girmesi için şehrin hazır olması gerekiyor.
Palandöken Lojistik Merkezi'nin daha etkin kullanılması...
OSB ile lojistik altyapının bütünleştirilmesi...
İhracata yönelik üretimin artırılması...
Katma değerli ürünlerin geliştirilmesi...
Depolama ve dağıtım altyapısının çeşitlendirilmesi...
Ve bütün bunların ortak bir Erzurum lojistik stratejisi altında buluşturulması...
Bunlar yapılabilirse Palandöken yalnızca bir lojistik merkezi olmayacak.
Erzurum'un dünyaya açılan kapısı olacak.
Çünkü artık mesele “Erzurum'dan tren geçiyor mu?” sorusu değil.
Asıl soru şu:
Erzurum o trenin taşıdığı ticaretten ne kadar pay alıyor?
İşte Palandöken'in gerçek hikâyesi burada başlıyor.
Zengezur'dan gelen yeni ticaret rüzgârı Erzurum'a kadar ulaşacaksa, şehrin önünde tarihi bir tercih var:
Yükün geçtiği şehir mi olacağız, yoksa yükün değere dönüştüğü şehir mi?
Bence Erzurum'un cevabı belli olmalı.
Palandöken'den dünyaya..