AzadMedia
Telegram Facebook Twitter Youtube Instagram

"Papatyada bir yaprak fazla olsaydı değişir miydi kaderimiz? Sevda dediğin, bir yaprağın ucuna mı bağlıydı?"

  • + A
  • - A
  • Bu gün, 11:01

    "Papatyada bir yaprak fazla olsaydı değişir miydi kaderimiz? Sevda dediğin, bir yaprağın ucuna mı bağlıydı?"

    Değişir miydi kaderimiz, papatyada bir yaprak fazla olsaydı…/Bazen düşünüyorum da be kuzen… Hayat dediğin, bir papatyanın yaprağına mı bakıyordu bizim için? Bir yaprak fazla olsaydı mesela, sevecek miydik birbirimizi? Yoksa yine mi düşecektik ayrı ayrı yollara?

    Hani çocukken papatya koparırdık ya, “Seviyor, sevmiyor…” diye diye. Her yaprakta bir umut, her kopuşta biraz korku saklardık. Son yaprağa gelince de içimizden geçen neyse, onu duymak isterdik. Çünkü insanın gönlü neye inanmak istiyorsa, kulağı da onu duymak isterdi.

    Ama gel gör ki hayat, çocukluk oyunu değilmiş be kuzen. Papatyanın son yaprağına umut bağladığımız gibi, insanlara da umut bağladık. Bir gün gelir, her şey düzelir sandık. Bir gün gelir, bizi yarım bırakanlar tamamlar sandık. Gidenin döneceğine, susanın konuşacağına, kırılan kalbin bir gün olsun hatırlanacağına inandık.

    Olmadı…

    Kimi sevdi de kavuşamadı, kimi kavuştu da kıymet bilemedi. Kimi bir ömür bekledi, kimi beklenmeye değmeyecek kadar çabuk unuttu. Birinin yüreğinde koca bir sevda büyürken, ötekinin gönlünde küçücük bir hatıra bile kalmadı belki. İşte insanın canını en çok bu yakıyor. Aynı hikâyenin içinde iki ayrı hayat yaşamak…

    Şimdi dönüp bakıyorum da, ne çok şeyi zamana bıraktık, ne çok sözü içimize attık. “Kısmet değilmiş,” deyip sustuk. Sanki bu iki kelime her acının ilacıymış gibi… Oysa bazı şeyler kısmetten değil, insanın tercihinden eksildi hayatımızdan. Kimi kalmayı beceremedi, kimi sevmeyi bilemedi, kimi de kıymetini bildiğimiz hâlde kıymetimizi bilmedi.

    Peki, bir yaprak fazla olsaydı değişir miydi kaderimiz?

    Belki değişirdi be kuzen… Belki o gün biraz daha umutlanırdık. Belki bir telefon daha bekler, bir kapıya daha bakar, bir kez daha “Olacak galiba,” derdik. Belki de o fazladan yaprak, bizi mutlu etmeye yetmezdi. Çünkü bazen mesele papatyanın kaç yaprağı olduğu değil, insanın gönlünde bize kaç damla sevgi ayırdığıdır.

    Yine de insan işte… Aklı geçmişte, gönlü ihtimallerde kalıyor. “Ya şöyle olsaydı, ya böyle deseydim, ya biraz daha sabretseydim…” diye diye kendi kendini yoruyor. Oysa hayat, geriye dönüp düzeltme şansı vermiyor insana. Ne eksik kalan söz tamamlanıyor ne de geç kalınmış bir sevda, zamanında yaşanmış gibi oluyor.

    Belki de bizim kaderimiz, bir papatyanın yaprağına sığmayacak kadar büyüktü. Biz küçücük bir işaretten koca bir gelecek bekledik. Bir çiçekten müjde, bir insandan ömürlük sadakat istedik. Oysa hayat bize şunu öğretti: Her sevda kavuşmak için değil, bazı insanlar da ömrümüzde kalmak için gelmiyor.

    Ama yine de içimde bir yer var ki hâlâ o papatyanın başında bekliyor. Son yaprağı koparmaya eli varmıyor. Çünkü insan ne kadar yorulursa yorulsun, içinde bir umut kırıntısı taşıyor. Belki de bizi hayata bağlayan, tam da bu ihtimaller…

    Ve günün birinde biri çıkıp sorarsa bana, “Ne kaldı geriye?” diye, uzun uzun anlatmam.

    Derim ki;

    Biraz yaşanmamışlık, biraz içimde kalmış sözler, birkaç eski hatıra ve cevabını hiçbir zaman öğrenemediğim bir soru…

    Değişir miydi kaderimiz, papatyada bir yaprak fazla olsaydı?

    Bilmiyorum be kuzen…

    Ama bildiğim bir şey var: Bazen insanın bütün ömrü, kopardığı son yaprakta değil, koparmaya kıyamadığı o tek umutta saklı kalıyor.


    www.AzadMedia.az

    Mətndə səhv var? Onu siçanla seçin və Ctrl+Enter düyməsini basın.
    OXŞAR XƏBƏRLƏR

    Köşə
    XƏBƏR LENTİ
    BÜTÜN XƏBƏRLƏR