AzadMedia
Telegram Facebook Twitter Youtube Instagram

“KARA OCAK”TAN ÇIKARILAN DERSLER: TOPLUMUN BİRLİĞİ BAĞIMSIZLIĞIN GARANTİSİDİR - ÖZƏL

  • + A
  • - A
  • 14-01-2022, 19:47

    “KARA OCAK”TAN ÇIKARILAN DERSLER: TOPLUMUN BİRLİĞİ BAĞIMSIZLIĞIN GARANTİSİDİR
    “KARA OCAK”TAN ÇIKARILAN DERSLER: TOPLUMUN BİRLİĞİ BAĞIMSIZLIĞIN GARANTİSİDİR.
    Azadmedia.az haber veriyor ki, bu sözleri Kazakistan Cumhurbaşkanı sayın Kasım Comert Tokayev dedi.

    Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,


    Bağımsızlık tarihinde biz ilk kez karmaşık ve tehlikeli bir durumla karşı karşıya kaldık. Devletin başına gelen bu büyük faciayı birlik içinde bertaraf etmeyi başardık.
    Bundan böyle bu tür durumların tekrarlanmasına bir daha izin vermememiz gerekiyor.
    Bu nedenle, ülkemizin karşılaştığı korkunç trajedinin nedenlerini tahlil etmek ve sonuçlarından ders çıkarmak, önümüzde en büyük görevimizdir.
    Maalesef bugünlerde, bu olayla bağlantılı olarak halk arasında çeşitli çelişkili, gerçek dışı bilgilerin yayıldığını görüyoruz.
    Bunun elbette birçok sebebi vardır. Bazı vatandaşlar, durumun ayrıntılarını bilmeden, yanlış bir sonuca varmaktadırlar. Bazıları kasıtlı olarak bilgiyi çarpıtmakta ve durumu daha da karıştırmaktadırlar.
    Ancak bize yalnızca hakikat gerekmektedir.
    Bundan ötürü olaylar üzerine yapılan ciddi inceleme sonucu olarak şunu söyleyebilirim: Yılbaşından itibaren meydana gelen bütün olayların bir oyunun parçası olduğu bellidir.
    Daha açık bir şekilde söylemek gerekirse, bu olaylar birkaç yıldan beri planlanan komplonun bir yansımasıdır. Bunların maksadının zalimane planlarını gerçekleştirmek olduğuna şüphe yoktur.
    Jambıl İlindeki olayları, etnik gruplar arasındaki çeşitli provokasyonları ve diğer çatışmaları bu planın parçası olarak değerlendirebiliriz.
    Toplumumuzun birlik ve beraberliğine profesyonelce hazırlanmış senaryolara göre gerçekleşen protesto gösterileri de dahil olmak üzere metodik bir şekilde saldırılar düzenlenmekteydi.
    Vurucu eylemlerin aktörlerinin hazırlıkları gizli bir şekilde yürütülmekteydi.
    Yetkili devlet makamı olarak Ulusal Güvenlik Komitesi, bu sabotajın net bir değerlendirmesini yapamadı ve yapmak istemedi. Ulusal güvenliğe yönelik kritik tehdidi göremediler.
    Saldırının organizatörlerine, her halükarda ortaya çıkacak sebebi bulmak kalmıştı.
    Sebep olarak, LPG fiyatlarının artış nedeniyle ortaya gelen nüfusun hoşnutsuzluğu kullanılmışlardır.
    Daha sonrası plan tıkır tıkır işlemeye başlamıştır.
    İlk aşamada, bazı bölgelerde, özellikle Janaözen’de mitingler gerçekleşti.
    İkinci aşamada, haydutlar ve yağmacılar ortaya çıktı.
    Daha sonra, yabancı militanlar da dahil olmak üzere silahlı teröristlerin sahaya inmesiyle planın “sıcak” aşamasına geçildi.
    Bundan sonra onların asıl ve temel maksatları ortaya çıkmıştı. O da devlet kurumlarını işten çıkarmak, anayasal düzeni bozmak ve nihayetinde yönetimi ele geçirmekti.
    Ülkemize karşı bir terör savaşı başlatıldığını dün Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) zirvesinde açıkça dile getirdim.
    Düşman, her türlü acımasızlığı yapmaya hazır olduğunu gösterdi.
    Direnme fikrini engellemek için vatandaşlar arasında korkuyu yaydı.
    Kazakistan’a yönelik saldırı planı bir sürü farklı yönü içeriyordu: askeri, politik, ideolojik, dezenformasyon ve diğerleri. Yönetimi ele geçirilmesinin hazırlanmasında profesyoneller çalışmıştır.
    Ülkemize karşı uluslararası teröristler tarafından silahlı bir saldırı olduğundan dolayı Kazakistan meşru bir şekilde Kolektif Güvenlik Antlaşması çerçevesindeki ortaklarından barış gücünü göndermelerini talep etti.
    Şunu anlamak gerekir: Böyle bir karar vermezek Almatı üzerindeki kontrolü tamamen kaybedebilirdik ve teröristlere orayı darmadağın ederdi.
    Almatı’yı kaybedersek, başkenti ve ardından tüm ülkeyi kaybederdik. Trajik Ocak günleri olaylarının özü budur.
    Barış gücünün başkente gelmesiyle, buradaki özel kuvvet birimlerini Almatı’ya gönderebildik ve şehri kurtardık.
    Burada Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üzerinde özellikle durmak istiyorum.
    ​Konuyla ilgili çeşitli söylentilerin ve yurt dışında yayılan yanlış düşüncelerin asılsız olduğunu belirtmemiz gerekmektedir.
    Bu örgüt, kolektif güvenlik konularıyla ilgilenmektedir.
    ​Kazakistan, örgütün kurucu tam üyelerinden biridir.
    ​Örgüte üye tüm ülkelerin askerlerinden kurulan barış gücü Kazakistan’a sınırlı bir süre için gelmiştir. Bu gücün görevleri ise net belirlenmiştir.
    ​Barış gücünün görevi stratejik önemi var tesisleri korumak, millî kurumlara danışmanlık yapmak ve destek vermektir.
    ​Teröristlere karşı yürütülen operasyonların hepsi Kazakistan’ın güvenlik güçleri tarafından yürütülmektedir.
    ​Gerçekten onların özverili faaliyetleri sayesinde darbeye izin verilmedi.
    Darbe girişimi ve ülke bütünlüğüne karşı teşebbüs bertaraf edilmiştir.
    Hep birlikte, tek millet olarak Almatı ve diğer il merkezlerimizi savunduk. En kısa zamanda onlar yenilenecekler ve daha da güzel olacaktır.
    Artık bu benim kişisel yükümlülüğüm ve tabi ki Hükümetin sorumluluğudur.
    Bu vesileyle terör saldırısına maruz kalan şehirlerin sakinlerinin acılarını paylaştığımı ifade etmek isterim.
    * * *
    Bugün bu “kara” günler geride kaldığına göre, İçişleri Bakanlığı Özel Harekat askerlerinin cesaretlerine dikkat çekmek isterim.
    Örneğin, Almatı’da küçük polis grubu iki gece boyunca Emniyet Müdürlüğü binasını ele geçirmeye çalışan haydutların saldırılarına karşı direnmiştir.
    Savunma Bakanlığı’nın ve Devlet Güvenlik Hizmeti’nin askerleri de kritik durumda kendilerini onurlu bir şekilde göstermişlerdir.
    Ancak, herkes görevlerine sadakat göstermedi.
    Bazı şehirlerde Milli Güvenlik Komitesi Departmanların yöneticileri, yeterli silah ve cephaneliğe sahip olmalarına rağmen savaşmadan silahları ve gizli belgeleri bırakarak idari binalarını terk ettiler.
    * * *
    Şimdi yapmamız gereken işlerin ilk genel çerçevesini belirtmek isterim.
    Birincisi. Terörle mücadele operasyonumuzu başarılı bir şekilde tamamlamamız gerekmektedir.
    Vatandaşlarımızın şehir, kasaba ve köylerin sokaklarında rahatlıkla gezebilecek şekilde, kendi çocukları ve yakınları konusunda endişelenmeyecek şekilde kamu düzenini tamamen sağlamamız gerekiyor.
    Genel olarak terörle mücadele operasyonun önemli fazı tamamlanmıştır.
    Bütün bölgelerdeki durum istikrarlıdır.
    Bununla bağlı olarak Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü barış gücünün ana misyonunun tamamlandığını bildiriyorum.
    İki gün sonra KGAÖ birleşik barış gücü birliklerinin aşama aşama dönüşleri başlayacaktır. Birliklerin dönüş süreci en fazla 10 gün sürecektir.
    İkincisi. Sivil halka karşı suçlara ilintili olan bütün militan ve işbirlikçilerin bulunması ve cezalandırılması gerekmektedir.
    Terör eylemlerin arkasında kimlerin olduğunu anlamak kritik derecede önemlidir.
    Diğer çok önemli husus; devlet neden militanların uyuyan hücrelerinin varlığını ve komutan merkezinin faaliyetlerini fark edememiştir?
    Ülkemizde neden bu kadar çok yasadışı silahlar ve özel ekipmanlar vardı?
    Terör yandaşların tespiti ve bertaraf edilmesine yönelik istihbarat faaliyetleri neden yapılmadı?
    Özel soruşturma grubu, çalışmalarını nitelikli ve tam olarak yapmalı ve trajedinin bütün neden ve detaylarını ortaya çıkartmalıdır.
    Üçüncüsü. Şehit olan emniyet ve ordu mensupları ile sivil vatandaşların ailelerine gereken yardım ve desteği vermek bizim kutsal borcumuzdur.
    ​Bu mesele benim gözetimimim ve denetimim altında olacaktır.
    ​Söz konusu ailelerin konut, eğitim ve diğer sorunlarını çözeceğiz.
    ​Dördüncüsü. En kısa zamanda tahrip edilen mal ve mülkün restore edilmesi gerekiyor.
    ​Böylece tamamıyla normal hayata döneceğiz.
    ​Finans sistemi, ulaştırma ve gıda sektörünün düzgün işlemesi için her türlü tedbiri almak gerekmektedir.
    ​Mal ve hizmet açığını, makul olmayan fiyat artışlarını ortadan kaldırmak önemlidir.
    ​Hükümet Komisyonu çalışmalarına başladı. Komisyon hem iş dünyasına hem de sıradan vatandaşlara gerekli destekleri sağlayacaktır.
    ​Devlet, iş adamlarına maddi yardımlarla beraber diğer destekleri de sağlayacaktır.
    ​Özellikle kredilere uygulanan faiz ödemeleri, para cezaları ve diğer cezalar ertelenecek.
    ​Beşincisi. Ülkemizin güvenliğini arttırmak ve tehlikelerin önünü kesmek için acil önlemler almak gerekmektedir.
    ​Bu bağlamda askerleri, askeri ekipmanlarla silahları gerekli yere hızlı bir şekilde ulaştırmak amacıyla hava askeri taşıma filosunun geliştirilmesini ele alacağız.
    ​Ülkemizin sınırlarını güçlendirmemiz gerekmektedir.
    ​Göç, özelikle iç göç meselesini bir düzene sokmamız gerektir.
    ​Silah dolaşımını da sıkı kontrol ederek, konuyu kanun kapsamında düzenlemek gerekmektedir.
    Zarar gören binalar ile ekipmanları acilen onarmak, video gözetim sistemlerini devreye sokmakla beraber güvenlik güçlerinin işini sürdürmesi için gerekli şartları sağlamak lazımdır.
    * * *
    Özellikle ulusal güvenliğin sağlanmasındaki tüm sistemin radikal bir şekilde yeniden düzenlenmesi gibi stratejik bir görev üzerinde durmak istiyorum.
    Silahlı Kuvvetlerimizin, kolluk kuvvetlerimizin, ulusal güvenlik teşkilatlarımızın ve dış istihbaratımızın çalışmalarını yeniden yapılandırmamız gerekmektedir.
    Hepsi aynı amaç için birlikte çalışmalıdır. O da vatandaşlarımızın, anayasal düzenin ve devlet egemenliğinin her tür ve ölçekteki tehdide karşı en etkin şekilde korunmasıdır.
    Bunu devletimizin temel çıkarları talep etmektedir.
    Bu sorunu çözmek için aşağıdaki önceliklere odaklanmak gerekmektedir.
    Birincisi, öncelikle kolluk sistemi reformunda acil düzenlemeler yapmaktır.
    Polis hizmetinin modelini oluşturma ve ceza prosedürünü modernleştirme konusunda önemli ilerleme kaydetmiş durumdayız.
    Ancak topyekün terör saldırılarına direnmeye hazır olmanız gerekmektedir.
    Kuvvet komutanlığı, etkili savunma ve saldırı araçlarıyla donatılacak ve savaş becerilerini uygulamaya hemen başlayacaktır.
    İkincisi, Milli Muhafızları niceliksel ve niteliksel olarak güçlendirmektir.
    Bölgelerde yeni alt birimleri oluşturup mevcutlarını güçlendirmek, ulaşım, malzeme ve teknik destek sorunlarını çözmek gerekecektir.
    İçişleri Bakanlığı ve Milli Muhafızların özel kuvvet birimlerinin sayısı artırılacaktır.
    Çatışmaya hazırlık seviyesi yükseltilecektir.
    Gerekli özel ve taşıma araçları temin edilecektir.
    Tüm kolluk kuvvetlerinin özel kuvvetleri çalışanlarının maaşları artırılacatır.
    Üçüncüsü, polis memurlarının yasal korumasını artırmaktır.
    Devlet görevlilerine saldırılardan ve yasal gerekliliklere itaatsizlikten kaynaklanan cezalar ağırlaştırılacaktır.
    Dördüncüsü, ordunun çatışma kabiliyetini büyük ölçüde artırmaktır.
    En kısa zamanda Özel Harekât Kuvvetlerinin komutanlığı oluşturulacaktır.
    Beşincisi, Sınır Muhafız Teşkilatının organizasyon ve yönetim ilkelerini gözden geçirmektir.
    Önceliği devlet sınırlarının askeri korumasından operasyonel çalışma yöntemlerine kaydıran reformlar yeniden gözden geçirilecek.
    Altıncısı, dış, askeri, cezai ve mali istihbarat dâhil olmak üzere istihbarat kurumlarının faaliyetlerini tamamen yeniden düzenlemektir.
    Yedincisi, farklı güvenlik kuvvetleri arasında etkin bir koordinasyon sağlamaktır.
    Devlet kurumlarının kriz durumlarındaki eylemlerine yönelik algoritmaları güncellemek, bölümler arası koordinasyonu güçlendirmek gerekmektedir.
    Güvenlikten sorumlu tüm yapıların operasyonel ve askeri-teknik uyumluluğunun sağlanması gerekmektedir.
    Sekizincisi, karar vermede güvenlikten sorumlu yapıların bağımsızlığını sağlamak, yöneticilerin sorumluluğunu artırmaktir.
    Dokuzuncusu, dini aşırılığa karşı bir dizi sistematik önlem uygulamaktır.
    Hiçbir koşulda, onun özellikle ceza sisteminin kurumlarında suçlularla birleşmesine yol vermemek.
    Yakın zamanda, tüm bu görevlerin uygulanmasının belirli yönlerine bakacağımız bir Güvenlik Konseyi toplantısını düzenleyeceğiz.
    Gerçekleşen trajik olayların büyük ölçüde ciddi sosyo-ekonomik sorunlardan ve bazı devlet kurumlarının etkisiz veya daha doğrusu başarısızlığından kaynaklandığı kabul edilmelidir.
    Bazı devlet makamları, vatandaşların acı gerçeklerinden ve ihtiyaçlarından fark edilir bir şekilde uzaklaşmıştır. İktidar kurumları temsilcileri, insanların yaşamları, sıkıntıları ve isteklerinden habersizdirler.
    Eşitsizlik sorunu daha şiddetli hal aldı. Nüfusun ortalama geliri, sadece kâğıt üzerinde artmaktadır ama gerçekte yıldan yıla kötüleşmektedir
    Bununla birlikte, görünüştü iyi ortalama kazançları olsa da toplumda güçlü bir mülkiyet temelinde kutuplaşması yaşanmaktadır. Vatandaşların acil sorunlarının çoğu çözülmedi.
    Refah ve yaşam kalitesini sağlamak devletin temel görevidir. Bu vaatler sözde kalmamalı, icraate dönüştürülmelidir.
    Ekonomi gelişimiyle nüfusun tüm gruplarının gelirleri artmalıdır. Bu, bizim durumumuzda işlemeyen bir aksiyomdur.
    Ülkede oluşturulan sosyo-ekonomik sistem, milli gelirin gelişmesini sağlamada yeterli etkinliği göstermiş ancak aynı zamanda dağılımında etkisizdir. Bunu siz de iyi anlıyor ve biliyorsunuz.
    Oligarşi grupları ekonominin gelişmesinden yarar sağlayan temel tabaka haline gelmiştir.
    Kök salmış oligarşi, serbest piyasanın gelişimini ciddi bir şekilde engellemekte ve ülkenin rekabet gücünü azaltmaktadır.
    Her şeyden önce, ülkenin yeni ekonomik altyapısını oluşturma işini sıkıca ele almak gerekiyor.
    Ekonomik politikamızın amacı bellidir. Bu, modern bir sosyal yönelime sahip bir piyasa ekonomisinin yaratılması ve geliştirilmesidir.
    Açıkçası, bu sistemin merkezinde topluma karşı sorumluluklarının farkında olan büyük bir girişimci grubu var. Bunlar, kendilerinin ve çocuklarının kaderlerini sadece Kazakistan’a bağlayan girişimcilerdir.
    Onlar ülkenin geleceği için sorumluluk almaya hazır olan girişimcilerdir.
    Bu nedenle, girişimciliğin gelişimi için sistemik çalışma çok önemlidir.
    Bir işletmeye verilen bürokratik ağırlığı önemli ölçüde azaltan ve büyümesine ve gelişmesine izin veren bir yasayı imzaladım.
    Hükümetin bu yasanın potansiyelini kullanması gerekiyor.
    Devlet tarafından sağlanan destek önlemlerinin etkinliği ve mevcudiyeti hakkında pek çok adil sorular vardır.
    “Yakınlara her şey caiz, kalanlara ise yasaya göre” prensibinde mevcut sistem esas olarak büyük işletmelere hizmet vermeye odaklanmıştır.
    Hatta bu sistem ekonomideki oligarşi merkezli yapıyı (oligopol) daha da güçlendiriyor. Büyük işletmeler, rekabeti boğmak ve reformu caydırmak için özel ayrıcalıklardan yararlanmaktadırlar.
    Örneğin, Kazakistan Kalkınma Bankası aslında finans, sanayi ve inşaat gruplarını temsil eden seçilmiş bir grup insan için kişisel bir bankaya dönüşmüştür. Herkesi soyadıyla tanıyoruz.
    Üst düzey yetkililere erişimi kullanarak, projelerinin uygulanması için ayrıcalıklı koşulları kullanıyorlar.
    Küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişimi için kullanılması gereken devlet kaynaklarını bu projelere yönlendiriyorlar.
    Hükümete Kazakistan Kalkınma Bankası’nın faaliyetlerini yeniden yapılandırma talimatı verildi.
    Devlet destek önlemlerinin sağlanmasına ilişkin prosedürler de şeffaf olmayıp etkisiz kalmaktadır.
    Bu yaklaşımlar kökten değişmelidir. Bunlar şeffaf ve anlaşılır mekanizmalar olmalıdır. Bölgelerde küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişimine özel önem verilmelidir.
    Adil rekabet, ekonomimiz için temel amaç haline gelmelidir.
    Günümüzde fiyatların uzlaşma yoluyla belirlenmesi yaygın bir uygulama haline geldi.
    Kamu ve yarı kamu sektörü alımları alanında kartel anlaşmaları yaygındır.
    Örneğin ben geçen yıl ilaç piyasasındaki kartel düzenini yeniden yapılandırma talimatı verdim.
    Ancak bazıları yasal boşluktan yararlanarak bu işi yarım bırakmaya çalışmaktadır.
    Bu nedenle, kartel anlaşmaları yapma şüphesi durumunda kamu alımlarına katılanların teftiş yasağına ilişkin moratoryumun (durdurulmanın) kaldırılması talimatını veriyorum.
    Bir sonraki mesele. Her geçen yıl vatandaşlarımız ve girişimcilerimiz, yakıt üretim ve dağıtım sisteminin eksikliğinden etkilenmektedir.
    Hatta akaryakıt fiyatlarını 6 ay boyunca manuel olarak ayarlamak zorunda kaldık.
    Bu aşamada, Başsavcılık, Rekabeti Koruma ve Geliştirme Ajansı ve Enerji Bakanlığı ile birlikte bu alandaki çalışmaları koordine etmeli ve reform için kapsamlı öneriler geliştirmelidir.
    Eğer bu çalışma yapılmazsa, akaryakıt fiyatlarının manuel olarak ayarlanması sistemi korunacaktır.
    Bir sonraki konu, Samruk-Kazına’nın verimliliğidir.
    Bugün bu fonun varlıkları ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık %60’ına denk gelmektedir.
    Bundan ötürü bu fonun etkin işleyişi tüm ekonomimizin gelişimine doğrudan etkileyebilir.
    Fonun KEGOC, Kazakgaz ve Kazakistan Demir Yolu gibi altyapı şirketleri, ekonomimizin hemen hemen tüm sektörlerinin verimliliğini belirlemektedir.
    Aynı zamanda, fonun asıl görevi olan milli serveti artırma görevini yerine getirip getirmediği konusunda makul bir soru ortaya çıkıyor.
    Yüksek ücretli çalışanlar ve yönetim kurulu ne işle meşguller?
    Yüksek ücretli danışmanlık şirketlerini ve yabancı uzmanları işe almanın bir faydası var mı?
    Samruk-Kazına, ülkenin stratejik varlıklarının yönetiminde kilit rol oynamaktadır.
    Bu nedenle, Hükümete, Stratejik Planlama ve Reform Ajansı ile birlikte, yarı kamu sektöründe radikal reform önerileri geliştirmesi talimatını veriyorum.
    Eğer Fon'da reform yapılamıyorsa, ekonomimizde böyle bir yapının olmaması gerekiyor.
    Fon alımlarının şeffaflığı ile ilgili sorular devam etmektedir. Şikâyetler düzenli olarak gelmektedir.
    Bu soruların cevaplarını mutlaka bulunmalı. Özellikle, kamu ihale sözleşmelerinin tek bir kaynaktan bir şekilde yapılmasına izin veren gerekçelerin azaltılması önemlidir.
    Samruk-Kazyna ve diğer ulusal şirketlerin satın alma prosedürlerini genel olarak gözden geçirmek gerekmektedir.
    Geçen yıl düzenlenen Satın alımlarla ilgili yeni bir yasa çıktı, ancak Fonun tüzükleri ve kararları düzeyinde çok sayıda sorun hala çözülmeye devam etmektedir.
    Samruk-Kazyna kural ve prosedürlerinin Maliye Bakanlığı ve Rekabetin Korunması ve Geliştirilmesi Ajansı ile uyumlu olmasını sağlamak gerekmektedir.
    Ekonomik büyüme, devletin ekonomideki payının azalmasıyla yakından ilişkilidir.
    Ancak özelleştirme sistematik ve açık bir şekilde yapılmıyor.
    Sözgelimi rekabet piyasasına sürülmesi gereken varlıkları tespit yöntemleri belirlenmedi. Bunu acil bir biçimde hazırlamak şarttır.
    ​Hükümete, Rekabeti Koruma ve Geliştirme Kuruluyla iş birliği yaparak ilgili Devlet Kurulunun özelleştirmeye dair kararlarının tam şeffaflığını ve açıklığını sağlama talimatını verdim.
    ​Ekonomiyi çeşitlendirmek önemli görevdir.
    ​Çeşitlendirme olmazsa vatandaşlarımızın refah seviyesini yükseltmek ve istikrarlı istihdam sağlamak mümkün değildir.
    ​Çeşitlendirmenin en önemli adımı üretim sanayisini geliştirmektir. Ancak üretim sanayisinin payının ülke ekonomisinde yeterli paya sahip olduğunu söylemek zordur.
    ​Bugün hala bazı ürünlerde ithalata bağımlı durumdayız. Ülkemizin cari açığı her yıl artmaktadır.
    ​Alüminyum ve bakırdan yapılan hazır ürünler ile makine üretimi için gerekli bazı ürünler hala dışarıdan getiriliyor.
    ​2020 yılının rakamlarına göre sadece petrol, gaz ve madencilik araç gereçleri üretim sektörünün yaptığı ithalat dört milyar doları geçmiş bulunuyor.
    ​İnsanın aklına “Bu durum, ülkemizdeki bazı kişilerin çıkarına mı hizmet ediyor?” sorusu geliyor.
    ​Hükümet, tüm endüstrinin derinlemesine analizini yapmalıdır. Hammadde rezervinin yetkinlik ve ekonomik verimliliğini de dikkate alarak rekabete kabiliyetli sektörleri tespit etmek gerekmektedir.
    ​Yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde somut projeler hazırlayıp ülkeye yatırımcı çekmek gerekmektedir.
    Bu, yeni hükümetin temel görevlerinden biridir.
    Girişimciler ve genel toplumun, "ROP Operatörü" olarak adlandırılan şirketin faaliyetleri hakkında birçok sorusu var. Bu özel şirkete karşı toplumsal bir hareket oluştu.
    Hükümete, Operatör ROP şirketinden geri dönüşüm vergisini toplama ve onunla tasarruf etme yetkisinin alınması talimatını veriyorum. Yabancı ülkelerde olduğu gibi, bu konu bir devlet kuruluşu tarafından ele alınmalıdır.
    Verginin kendisine gelince, oranları gözden geçirilmelidir.
    Devletin geri dönüşüm, otomotiv sanayi ve tarım makinelerinin desteklenmesine yönelik işlevleri devam ediyor.
    Söz konusu durumun iş dünyası ve kamuoyu ile yapıcı bir şekilde tartışılması gerekir.
    Geri dönüşüm vergisi nedeniyle alıcılara yerli otomobil ve tarım makineleri kuponları verme konusu değerlendirilmesidir.
    Halkımızı, özellikle de başkent sakinlerini endişelendiren bir diğer konu ise LRT’nin (Light rail transit/Hafif raylı sistem) inşaatıdır.
    Bu girişim, sıradan bir altyapı projesinden ülkenin itibarını zedeleyen ciddi bir soruna dönüşmüştür.
    Ciddi para harcandı, krediler çekildi, yabancı ortaklardan hacimli sözleşme yükümlülükleri kabül edildi.
    Projenin en başından hatalı olduğu kabul edilmelidir. Üstelik bunun yolsuzluk üzerine kurulan bir proje olduğu ayan beyandır.
    Şimdi en uygun kararı vermemiz gerekiyor, çünkü basit yıkım zaman ve para kaybı anlamına geliyor.
    Bu projenin olası kullanım durumlarını belirleyecek yerli ve yabancı mimarları ve şehircileri davet etmekten başka seçeneğimiz yok.
    Tarım sektörüne özel önem verilmelidir.
    Geçen yıl ülkede bir kuraklık meydana geldi.
    Geçen yıla göre hasat edilen tahıl hacmi 4 milyon tona azaldı.
    Bu, hammadde ve yem tedarikini etkiledi.
    Tahminlere göre durum bu yıl da zor olabilir.
    Hükümet tohum, yem, gübre arzını ve ekim sürecini sıkı bir şekilde kontrol altında tutmalıdır.
    Sürekli olarak sübvansiyonların verilmesi konusu gündeme gelmektedir.
    Daha önce sübvansiyon yöntemlerini yeniden gözden geçirilmesi ile ilgili talimat vermiştim.
    Bu çalışma en kısa sürede tamamlanmalıdır.
    Sübvansiyonun alınmasını kolaylaştırmalı, kullanılabilirliğini ve şeffaflığını sağlamalıyız.
    Son zamanlardaki yasa ihlallerinin tekrarını önlemek önemlidir.
    Önümüzdeki üç yıl içinde gıda güvenliği konusunda esasli bir çözüme ihtiyaç var.
    Bunun Hükümet ve valiler için temel bir öncelik olduğunu vurgulamak isterim.
    Piyasada yeterli miktarda gıda maddesi bulunmadığı sürece hiçbir önlem enflasyonu engellemeye yardımcı olmayacaktır.
    Makroekonomik istikrarı sağlamak için ek bütçe gelir kaynaklarına ihtiyaç vardır.
    Yüksek hammadde fiyatlarından dolayı madencilik şirketlerin gelirleri arttı. Bunun farkındayız.
    Hükümete ek bütçe gelirlerini incelemesi talimatını veriyorum. Buna karşılık, yeni alanların araştırılması ve geliştirilmesi için geniş imtiyazlar sağlamak mümkündür. Büyük madencilik şirketleri ve diğer şirketlerden bahsediyorum.
    Uygun piyasa koşullarında, benzin üreticileri ve çeşitli aracılar ek kar elde etmektedir.
    Bu kazancın bir kısmını özel tüketim vergileri yoluyla bütçe lehine geri çekmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Hükümet uygun hesaplamaları yapmalıdır.
    Aynı zamanda fiyatların yükselmesine izin veremeyiz.
    Bütçenin gelirini artırmada önemli bir potansiyel, gümrükte düzeni sağlamada yatmaktadır. Özellikle Çin sınırında.
    Orada meydana gelen karmaşa herkesin bildiği bir şeydir. Arabalara bakılmaz, vergiler ve harçlar ödenmez. Çin gümrük makamlarıyla karşılaştırma yapıldığında istatistiklerdeki tutarsızlıklar milyarlarca dolara ulaşıyor.
    Dokunulmaz statüsüne sahip bazı “yetkili operatörler” vardır.
    Ülke vergi kaçaklığından on milyarlarca tenge kaybediyor. İş böyle yürümez.
    Başsavcılığı, Maliye Bakanlığı, Mali İzleme Ajansı ve diğer ilgili makamlarla birlikte kapsamlı bir inceleme yapmaları ve gümrük sınırında düzeni güvence altına almaları için talimat veriyorum.
    Bütçenin gelirinden bahsetmişken, bazı harcama kalemlerine değinmek gerekiyor.
    Hükümet üyelerinin, milletvekillerinin ve Akimler'in (il veilçe yöneticileri) maaşlarından bahsetmek isterim.
    Geçen yılın sonunda bu konu toplumda aktif olarak tartışıldı.
    Söz konusu memur kategorisindeki ücretlerin oldukça yeterli olduğuna inanıyorum.
    Bu nedenle, Hükümet üyelerinin, valilerin ve milletvekillerinin maaşlarındaki artışa ilişkin beş yıllık bir moratoryum (durdurma) ilan etmenin mümkün olduğunu düşünüyorum.
    Bunun Meclis milletvekilleri için iyi bir haber olmadığını biliyorum, ancak bu haberi anlayışla karşılayacağınızı düşünüyorum.
    İdari memurlara ve devlet memurlarına, bütçe fırsatları arttıkça maaşları yükseltmeye devam edeceğiz.
    Bildiğiniz gibi, finansal sistemin istikrarı ulusal ekonominin daha da gelişmesinin anahtarıdır.
    Ekonomi büyüdükçe ve halkın gelir açığı genişledikçe, tüketici kredileri önemli ölçüde arttı.
    Tüketici kredisinin hacmi, iş sektörüne sağlanan kredi hacmini aştı.
    İnsanlar şu anda çok fazla kredi alıyor.
    Bunu dikkate alırsak, bu finansal piyasayı esneterek sosyal istikrarsızlık tehlikesi oluşturabilir.
    Hükümet, bireysel iflasa ilişkin kanun hazırlamaya başladı.
    Ama bu çıkış yolu değil.
    Her şeyden önce, aşırı borcun büyümesini önlemek gerekir.
    Bu nedenle, Finansal Piyasaları Düzenleme ve Geliştirme Ajansı'na Ulusal Banka ile birlikte, ihtiyatlı düzenleme mekanizmaları aracılığıyla açık ve hızlı bir karar verme talimatı veriyorum.
    Sürdürülebilir ekonomik büyüme, döviz piyasasında istikrar sağlanmadan mümkün değildir.
    Yaşanan olayların ve OHAL uygulamasının arka planında, ulusal para birimi üzerinde ciddi spekülatif baskı riskleri ortaya çıkmıştır.
    Ulusal Banka ve Finansal Piyasanın Düzenlenmesi ve Geliştirilmesi Ajansı'na, iç ve dış piyasa katılımcılarının tengeye olan güveni tam olarak geri gelene kadar döviz piyasasının istikrarını sağlama talimatı veriyorum.
    Kazakistan vatandaşlarının refahını arttırmak amacıyla defalarca maaşları ve emekli maaşlarını yükselttik, ancak her seferinde kontrol edilemeyen fiyat artışıyla karşı karşıyayız.
    Yıllar geçtikçe, yüksek enflasyon ekonomimizin önemli bir sorunu olmaya devam etmektedir. Enflasyon ekonomik ve sosyal politikaların etkinliğini azaltır.
    Bu konuya bir son vermenin, fiyatları ve nüfusun enflasyonist beklentilerini istikrara kavuşturmanın zamanı geldi.
    Enflasyonu azaltmak için planlı çalışmalara ihtiyacımız var. Hedef 2025 yılına kadar % 3-4’tür.
    Hükümetin Ulusal Banka ve “Atameken” Ticaret Odası ile birlikte enflasyonu kontrol altına almak için bir dizi tedbir geliştirmesi gerekmektedir.
    Bu, ithalat bağımlılığını, fazla arabuluculuğunu, para politikası araçlarını azaltmak için önlemler içermelidir.
    Kazakistan'da doğrudan yabancı yatırımları çekmek için tüm koşullar yaratılmıştır.
    Uygun bir yatırım ortamının güvenle sürdürülmesiyle ilgileniyoruz.
    Devletin; yerli ve yabancı yatırımcıların güvenini yeniden tesis etmek için gerekli tüm önlemleri alacağına sizi temin ederim.
    Devletin; yatırımcılara karşı tüm yükümlülükleri ve garantileri eksiksiz olarak yerine getirilecektir.
    Bu aşamada, ESG gerekliliklerinin güçlenmesi konusunda, küresel enerji ve teknolojik dönüşüm karşısında ülkenin çekiciliğini artıracak yeni bir Yatırım Politikası Belgesine ihtiyaç duyulmaktadır.
    Ayrıca, aşağıdaki konuya da dikkatinizi çekmek istiyorum.
    OHAL ilan edilmesi ile bağlantılı olarak, hayali işlemlerin yapılmasıyla da yurtdışındaki bazı finansal ve endüstriyel grupların sermaye çekme riski yüksektir.
    Bazı şahısların hesaplarındaki hareketlilikleri de not ettik.
    Bu nedenle, Ulusal Bankaya, Finansal Piyasanın Düzenlenmesi ve Geliştirilmesi Ajansı ile birlikte, tüm işlemlerin ve ülkeden makul olmayan bir şekilde para transferi yapan kişilerin doğru bir şekilde denetlenmesi, doğrulanması ve kontrolünün sağlanması talimatını veriyorum.
    Ekonomi ile ilgili konuşmamın sonunda şunu belirtmek istiyorum.
    Bugün ülkemizin yeni Başbakanını atadık ve bir takım görevler belirledik.
    Başbakan’a Hükümetin 2022 Eylem Programını üç hafta içinde hazırlaması talimatını veriyorum. Onu, Şubat ayı başındaki Hükümetin genişletilmiş toplantısında ele alacağız.
    Dünya genelinde yeni bir koronavirüs salgını başladı. Kazakistan’da vaka sayısının keskin bir artışı var. Günde 2 binden fazla yeni vaka kaydediliyor.
    Pandemi döneminin tamamı boyunca, vaka sayısı 1 milyondan fazla oldu.
    Bu nedenle gevşememek ve koronavirüsle mücadeleye devam etmek önemlidir.
    Bu aynı zamanda yeni Hükümet için de önemli bir görev olmalıdır.
    Şimdi bölgelerarası dengesizliklere değinmek istiyorum.
    Kazakistan bölgelerinin düzensiz geliştiği malumdur.
    Eşitsizlikler sosyal rahatsızlık için ön koşulları yaratır ve göçün yaşanmasına yol açar.
    Son olaylar, Batı ve Güney bölgelerinde istihdam konusunda keskin bir sorun olduğunu göstermiştir. Orada yüksek bir doğum oranı var ve ekonomi istihdam yaratılmasına ayak uyduramıyor.
    Bu nedenle sistemik sanayileşme, KOBİ'lerin teşviki, bu alanlarda hizmet sektörünün gelişimi bölgesel değil, ulusal bir önceliktir.
    Gelişimin kültürel, eğitimsel bileşenini unutmamak lazım.
    Eğitimli vatandaşlar ülke çapında daha rekabetçi olup, başarı ve iyi bir yaşama şansları daha yüksektir.
    “Köy, Devlet Temeli”, “İş Yol Haritası” ve benzer programlar çerçevesinde bu bölgeler için ayrı ayrı istikametler geliştirmesi için Hükümeti görevlendiriyorum.
    Sonraki mesele. Bölgenin belirli bir düzeyde desteklenmesinin, bölge sakinlerinin gerçek ihtiyaçlarına değil, belirli valilerin “ağırlığına” bağlı olduğu sır değil.
    Bu da gelişmede orantısızlığa ve vatandaşın memnuniyetsizliğine yol açmaktadır.
    Birçoğu, özellikle hammadde üreten bölgeleri sakinleri, bütçe kaynaklarının tahsisinde kendi bölgelerinin daha fazla ilgiyi hak ettiğine inanmaktadır.
    Bütçe bağışçısı olan bu bölgeler, sosyo-ekonomik kalkınmanın birçok parametresinde geride kalmaktadır.
    Bu nedenle, yaklaşımların kademeli olarak değiştirilmesi gerekir. Bütçeler arası ilişkilerde kapsamlı bir reformun zamanı geldi.
    Hükümete bir yasa değişiklik paketi hazırlaması talimatını veriyorum.
    Kamu yönetimi kapsamlı reformlara muhtaç.
    Düşük personel potansiyelini, formalizmi, yolsuzluğu ve personel sık değiştiğini itiraf etmemiz gerekir.
    Bu nedenle, toplumun kamu kurumlarına olan güveni düşük kalmaktadır.
    Kamu hizmeti için personel seçim sisteminin iyileştirilmesi, kabulün önündeki gereksiz engellerin ve pürüzlerin kaldırılması gerekmektedir.
    Kabul ve promosyonun gerçek ilkesi “meritokrasi” (liyakat) olmalıdır.
    Kamu hizmeti tüm Kazakistanlılara açık olmalıdır.
    Ayrıca, kamu hizmetinden “ayrılma” prosedürü de basitleştirmelidir.
    Bazı inisiyatif almayan yetkililer yıllarca ofislerinde oturabilir. Genç ve gelecek vaat eden gençlerin yükselmesine izin vermiyorlar, devlet aygıtının etkinliğini azaltıyorlar. Devlet aygıtı söz konusu olduğunda, yetkililerin kurumsal hafızası çok önemli olmasına rağmen, bu tür yetkililere kolayca veda etmesi gerekir. Ancak tüm yetkilileri genç olanlarla aniden değiştirmek doğru değildir.
    Burada kesinlikle makul bir yaklaşım olmalıdır. Bir kişi 60 yaşında işle başa çıkıyorsa, kurumsal bir hafızaya sahipse, kamu hizmeti için çok faydalı ise, hiçbir durumda kovulmamalıdır. Yani, makul, orantılı bir yaklaşım olmalıdır.
    Hükümete ve Kamu Hizmeti Ajansına uygun mekanizmaları geliştirmeleri ve uygulamaları talimatını veriyorum.
    Ben “Cumhurbaşkanlığı Gençlik Kadrosu” projesini başlattım. Bu, gelecek vaat eden gençler için bir sosyal asansördür ve aynı zamanda yeni düşüncenin oluşumu, devlet donanımının çalışmalarında yeni yaklaşımların tanıtılması için bir mekanizmadır. Bu uygulama devam edecek.
    Geçen sene verdiğim talimatlara göre, devlet memurlarının sayısı %15 oranında azaldı.
    Devlet aygıtı, reformların motoru ve uygulayıcısıdır, vatandaşlara önemli devlet hizmetleri sağlar, “Duyan Devlet” kavramının uygulanmasını sağlar.
    Devlet aygıtı olmadan devletin kendisi başarılı bir şekilde var olamaz.
    Mevcut aşamada, memurların sayısı en uygun olarak kabul edilmelidir.
    Yeni hükümetin atanmasıyla ilgili tüm örgütsel kararlardan sonra, bu sayının orta vadede sabitlenmesi gerekmektedir. Sonrasında ise devlet işlevlerini rekabet ortamına aktararak, memur sayısının azalması yoluna da bakmak lazım.
    Genel olarak, devlet yetkilileri ve halk arasındaki diyalogun etkinliğinin hala düşük olduğu belirtilmelidir. Kamu kurumu yetkilileri halkla nasıl konuşacağını bilmiyorlar, hatta bazen halkla iletişim kurmaktan korkuyorlar.
    Hükümet üyeleri düzenli olarak bölgeleri ziyaret etmeli ve bölge valileri her yerleşimin sakinleriyle düzenli toplantılar yapmaları gerekmektedir.
    Diğer bir sorun ise bürokrasidir.
    Bürokrasi halk arasında devlet donanımının yavaş, kayıtsız bir makine olduğu fikrini haklı olarak şekillendiriyor.
    Bürokrasi, reformların yetersiz uygulanmasının ana nedenlerinden biridir.
    Hepimizin bu hastalıktan kurtulması gerekiyor.
    Öncelik biçim değil, içerik olmalı. Rapor olsun diye rapor yazmak ve kontrol olsun diye kontrol etmek artık geçmişte kalmalı.
    Nihai sonuç, süreçten daha önemlidir. Gerçek kararları gereksiz yere karmaşıklaştıran ve yavaşlatan tüm süreçler ortadan kaldırılmalıdır.
    Günümüzde devlet kurumları, düzenin anlamlı bir şekilde uygulanmasına değil, bürokratik yürütülmesine odaklanmaktadır.
    Şekil olarak örnek olan, ancak içerik olarak bezmiş belgeler hazırlanıyor.
    Kilit niteliği taşıyan bilgi sistemlerinin entegre edilmesine rağmen kamu daireleri halen atılacak kağıtları ve anlamsız yazışmalarını çoğaltıp duruyorlar.
    Kamu kurumlarına ait bilgi sistemlerindeki verilerini resmi belge olduğunu kabul edilmesi ve çıktı olarak yeniden tasdik edilmesine ihtiyaç duyulmaması gerekir. Aksi takdirde dijitalleşmeyi neden geçiyoruz? Dijitalleşme modası olan bir oyuncak değil ki. Dijitalleşme uygulamada çalışmalı, devlet idaresinin fonksiyonları olarak faydalı olmalıdır.
    Toplantıların çoğunu çevrimiçi formatta yapılması gerekir.
    Devlet idarelerinin kökten bürokratikleşmenin azalmasına yönelik bu ve diğer tedbirler ayrı bir Kararnamede yer alacaklar.
    Stratejik Planlama ve Reformlar Ajansı ve Kamu Hizmetleri İşleri Ajansının yetkileri olarak, devlet idaresindeki bürokratikleşmenin azalmasına ve etkinliğin artırılmasına yönelik çalışmaların hayata geçirilmesi ve izlenmesine ilişkin somut fonksiyonların öngörülmesi gerekmektedir.
    Vatandaşların refahı ve sosyal huzuru başta olmalı ve her zaman devletin odak noktasında bulunmalıdır.
    Rakam oyunlarına son verme zamanı geldi ve gerçek işlere başlamak lazım. Devlet organları, çoğu zaman çeşitli “kendisine iş veren”, “kayıt dışı istihdam” gibi terimlerle durumu maskelemeye çalışıyorlar.
    Sonuç olarak insanlar, işsizlikle ve sosyal güvensizlikle “baş başa” kalıyorlar.
    Bunlar, sosyal ve iş alanlarını nitelikli bir şekilde yenilenmesi gerektirmektedir.
    Bu amaçlarla aşağıdaki önlemler bütünlüğünün kabul edilmesi gerekir.
    Halkın gelirlerin artırma programı geliştirilmelidir.
    Çalışmalar net ve adrese dayalı olmalıdır. Her bir yönetim seviyesinde fakirliğin azalma göstergelerini tespit etmek lazım.
    İşe ihtiyaç duyan gerçek vatandaş sayısını tespit etmek lazım.
    Hükümete “Atameken” ile birlikte iki aylık zaman zarfında halkın gelirlerin artırma programını kabul etme konusunda görevlendiriyorum.
    Hükümet, Sosyal Kanunun kabul edilmesini sağlaması gerekir.
    Bizler, bu belgenin çerçevesinde pandemi ve biriken sorunları dikkate alarak sosyal politikamızı yeni realiteye göre adapte etmeliyiz.
    Sosyal Kanun, yeni “toplumsal anlaşmanın” kilit unsuru olmalıdır.
    İşsizliğin azalması, özellikle de gençlerin işsizliğine özel önem verilmesi gerekir.
    Üniversitelerden, meslek okullarından yeni mezunlar, özellikle de eğitimsiz gençler sürekli olarak çalışacakları işlere girme imkânlarına sahip olmayabiliyorlar. Bunu biz iyi biliyoruz. Arızi kazançlarla hayata tutunuyorlar.
    Bazıları da para kazanmak uğruna kanunu ihlal edebilirler.
    “Gençler için Stajlar” ve “İlk Çalışma Yerim” projelerine ilişkin katılma sürelerin artırılması ve iş ödemelerin artırılması imkânlarının incelenmesi için Hükümeti görevlendiriyorum.
    Gençlerin ve imkânları sınırlı olan kesimlerin iş girişimlerinin hayata geçirilmesi için şartlar oluşturtmak önemlidir.
    İlgili hibenin iki kat, 400 asgari hesaplama göstergesine kadar artırılmasına ilişkin imkânlarının incelenmesi için Hükümeti görevlendiriyorum.
    Sonraki husus. Kaliteli eğitime erişimin artırılması şartsız bir önceliktir.
    Bu bütün toplumun gelişiminin en önemli faktörüdür.
    Okullarımızı maddi olarak ne kadar donatacak olsak da, nitelikli öğretmenler olmadan eğitimin kalitesini artırmak mümkün değildir.
    Ulu Ahmet Baytursınulı’nın söylediği gibi “Öğretmen, okulun yüreğidir”.
    Bu nedenle öğretmen eksikliği olan bölgelere yönelik ilgili destek paketleriyle birlikte en iyi öğretmenlerin dâhil olmaları için özel programı geliştirmesi için görev veriyorum.
    Yüksek eğitime erişim sorunu gündemimizdedir.
    Nüfus yoğunluğu yüksek olan bölgelerdeki gençlere burs verilmesi konusuna önem vermek lazım.
    Yeni bir ekonomi inşa etmek için üniversitelerin rekabet gücünü arttırmak önemlidir.
    Son zamanlarda, önde gelen yabancı üniversitelerin şubeleri Kazakistan'da açılmaya başladı. Yakında Rusya'nın gelişmiş teknik üniversitelerinin şubelerinin açılması planlanıyor.
    Ülkemizde 2025 yılına kadar saygın yabancı üniversitelerin en az 5 şubesini açmanın önemli olduğunu düşünüyorum.
    Bunun yanı sıra, teknik eğitim veren üniversitelerin iki şubesi ülkenin batısında açılması gerekiyor.
    Genel olarak, hepimizin eğitime bakış açısını değiştirmemiz gerekiyor. Sosyal bilimler uzmanlıklarına yoğunlaşmanın zamanı bitti, teknik mesleklere öncelik verilmesi gerekiyor. Yeni nesil mühendisler, sanayiciler yetiştirmemiz gerekecektir.
    En önemli konu, sosyal adalet olmaya devam ediyor. Kazakistan Anayasaya göre sosyal bir devlettir.
    Devlet tarafından çok şey yapılıyor. Cumhuriyet bütçesinin harcamalarının %50'sinden fazlası sosyal alanlara yatırılmaktadır. Fakat bu yeterli değil.
    Ulusal bir fonumuz var. Bu ülkenin mali dayanağıdır.
    Bugün, “Kazakistan Halkın’a” adı altında sosyal vakıf kurma talimatını veriyorum.
    Söz konusu vakıf sağlık, eğitim ve sosyal destek alanındaki gerçek sorunların çözümüne katkı sağlayacak.
    Örneğin, nadir hastalıkları olan çocuklara yardım edecek. Nitekim çoğu aile için tedavi masrafları yetersiz kalmaktadır.
    Şehirlerde, ilçelerde, kasabalarda, köylerde çocuklar için spor tesisleri inşa edeceğiz. Yetenekli çocukları destekleyeceğiz. Kültürü destekleyeceğiz. Almatı’nın korkunç trajediden kurtulmasına yardım edeceğiz.
    Bu vakıf fonundan şehit olan polislerin ve askerlerin ailelerini destekleyeceğiz.
    Bu sadece birkaç örnektir.
    Şunu vurgulamak isterim: Bu bir Cumhurbaşkanının, Hükümetin veya başka bir devlet organının vakfı değildir. Bu, tüm Kazakistan vatandaşlarının ve halkın vakfıdır.
    Cumhurbaşkanlığı veya Hükümet altında çalışmayacaktır.
    Yetkili denetim kurulu oluşturulacak, dürüst ve sorumlu başkan atanacaktır.
    Faaliyetlerinin tam şeffaflığını, hesap verebilirliğini ve toplumun kontrolünü sağlayacağız.
    Planlar, bütçe, projeler sitede yayınlanacaktır. Tüm bilgiler açık olacak.
    Vakfın finansmanı özel ve kamu kaynaklarından yapılacaktır. Uluslararası hayır kurumlarından yardım alınması planlanmaktadır.
    Bu vakfa piyango işletmecisi, bahis muhasebesi merkezi ve diğer tekelcilerden zorunlu bağışlar sağlanacaktır.
    Tabii ki, Vakıf için büyük işletmelerden düzenli ve kapsamlı bağış, vurguluyorum, düzenli bağış bekliyoruz.
    Ülkenin Kurucu Cumhurbaşkanı-Elbası sayesinde, kar marjı yüksek şirketler grubu ve uluslararası düzeyde bile zengin sayılan insan tabakası ortaya çıktı.
    Onların Kazakistan halkının hakkını verme ve sistematik ve düzenli olarak ona yardım etmenin zamanı geldiğine inanıyorum.
    Bu nedenle Hükümet, şirketleri tespit etmeli ve Vâkıfa yıllık katkılarının miktarını onlarla koordine etmelidir.
    Ayrıca, büyük sermayelere sahip ve gölgede olan olan kişilerden aktif katılım bekliyorum.
    Eminim Vakıf toplum birlik ve beraberliğini pekiştirmek için bir araç olabilir. Vatandaşlarda sosyal adalet duygusunu güçlendirecektir.
    Geçmiş olaylar toplumumuzda var olan akut sorunları ortaya çıkardı.
    Şehirlerimize, yakınlarımıza ve sevdiklerimize yapılan saldırılar, devletimizin temel değerleri olan barış ve istikrarın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
    Devletin ve vatandaşların bir bütün olduğunu açıkça anlamalıyız. Özellikle de ülkenin güvenliği söz konusu olduğunda bu kavramlar bölünmez.
    Çok önemle dikkatli ele alınması gereken başka bir sorun var.
    Genç vatandaşlarımızın çoğu, Silahlı Kuvvetlerin saflarında askeri görevi yerine getirmekten kaçıyorlar.
    Askeri görevini yerine getirmek gençleri gururlandırmıyor ve artık Anavatan'a hizmetin bir işareti olmaktan çıktı.
    Ordu saflarında hizmet etmek, kolluk kuvvetlerinde çalışmak özel bir görevdir.
    Bu, canını Vatan uğrunda vermeye hazır olan vatandaşların bilinçli bir seçimidir.
    Toplum olarak gençlerimizi askerliğe nasıl motive edebileceğimizi düşünmemiz gerekiyor.
    Biz güçlü bir milletiz.
    Tarihimizde birçok savaş, kıtlık ve başka acılarla baş ettik.
    Son günlerde yaşanan trajik olaylar bizim için bir başka sınav oldu. Bunu aşacağız ve eskisinden daha güçlü olacağız.
    Genel olarak, devlet ve toplum arasındaki ilişkiyi dönüştürmek için bir ihtiyaç vardır.
    Yeni bir sosyal sözleşme formatına ihtiyacımız var.
    Kazakistan siyasi modernleşme sürecini sürdürecektir. Bu benim ilkeli duruşumdur.
    Siyasi alanda çok şey yapıldı.
    Uygulama kapsamında 10’dan fazla yasayı kabul eden dört siyasi reform paketi gerçekleştirdik. Ve bu bağlamda, Meclis ve Senato milletvekillerine çok hızlı ve kaliteli çalışmalarından dolayı teşekkür ederim.
    Mitingler hakkında esasen yeni yasa yürürlüğe girdi.
    Partilerin oluşturulmasına ilişkin kayıt engeli ve seçim barajı düşürülmüştür.
    Meclis ve Maslihatlardaki (yerel temsilci organlar) kadın ve gençlerin temsili genişletildi.
    Parlamenter muhalefet kavramı geliştirildi, oy pusulalarında “herkese karşı” oy seçeneği eklendi.
    Ülke tarihinde ilk kez kırsal bölgelerin yöneticilerin doğrudan seçimleri yapıldı.
    İnsan haklarının korunmasında ciddi değişiklikler meydana geldi.
    Özellikle, Ceza Kanunu'nun 130 ve 174. maddeleri suç olmaktan çıkarıldı.
    Ülkemiz Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Ek İkinci İhtiyari Protokolüne katıldı.
    İnsan hakları alanında kapsamlı modernleşmeyi amaçlayan “Kazakistan Cumhuriyeti'nin insan hakları alanında daha fazla önlemlere ilişkin Kararnamesi” imzalandı.
    İnsan hakları ombudsmanlığı kurumu sistematik olarak güçlendirilmeye başladı.
    İdam cezası tamamen kaldırıldı.
    Eylül ayında bir sonraki Ulusa Seslenişimde, sivil toplumla ve uzmanlarla geniş ve yapıcı bir diyalog temelinde hazırlanacak yeni bir siyasi reform paketini sunacağım.
    Devlet ayrıca temel işlevlerinin eksiksiz ve kaliteli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamalıdır.
    Devlet, hukukun üstünlüğünü ve düzeni korumalı, vatandaşların mülkiyet haklarının ve güvenliğinin korunmasını temin etmeli, sosyal refahı ve kaliteli kamu hizmetlerini sağlamalıdır.
    Buna karşılık, işletmeler ve vatandaşlar yasalara ve sosyal davranış normlarına uymaktan, vergilerin adil bir şekilde ödenmesinden ve iş ilişkilerinde şeffaflıktan sorumludur.
    Bu bağlamda, sonraki reformlarla ilgili program oluşturulmalıdır.
    Hükümete sorumlu uzmanlar ve sivil toplumla birlikte uygun bir teklif paketi hazırlaması talimatını veriyorum.
    Toplumsal Güven Konseyi’nin toplantılarından birinde onu değerlendireceğiz.
    Değerli vatandaşlar, saygıdeğer Milletvekilleri!
    Son trajik olaylar sırasında vatandaşlarımızın mutlak çoğunluğu, aşırılık yanlılarına karşı mücadelede birlik oldular ve vatansever olarak hareket ettiler.
    Halkın birliğinin, Kazakistan’ın egemen gelişimi ve bağımsızlığı fikirlerine olan samimi inancının; ülkemizin ilerlemesi için güçlü bir temel olduğuna inanıyorum.
    Birlikte tüm zorlukların üstesinden geleceğiz.
    Birlikte Yeni Kazakistan inşa edeceğiz!
    Değerli vatandaşlar!
    Zor günler geride kaldı.
    Şu anda, ülkenin kaderi için birleşmeyi başaran tüm halkıma en içten şükranlarımı sunmak istiyorum!
    Hepimiz bu olaydan ders çıkarmamız lazım.
    En önemlisi, refahı, barışı ve istikrarı korumalıyız.
    Bundan sonra, Kazakistan’da gelişmenin yeni dönemi başlayacaktır.
    Bu gerçek bir yenilenme dönemi olacaktır.
    Özgür ülkemizi birlikte geliştirelim!
    Halkımız için Bağımsızlık her şeyden daha değerlidir.
    Birlikte Yeni Kazakistan inşa edelim!


    www.AzadMedia.az

    Mətndə səhv var? Onu siçanla seçin və Ctrl+Enter düyməsini basın.
    OXŞAR XƏBƏRLƏR


    Köşə
    XƏBƏR LENTİ
    BÜTÜN XƏBƏRLƏR