Koridor açıldı, tokalaşmalar yapıldı… Ama asıl zafer, masada değil haritada kimin bayrağı dalgalanacaksa orada kazanılacak."
Dünya haritasında küçücük bir çizgi… Adı Zengezur Koridoru. Ama öyle sıradan bir yol değil; kimine göre “barış yolu”, kimine göre “jeopolitik satranç tahtasında şah-mat hamlesi”. Geçen hafta Beyaz Saray’da imzalar atıldı, tokalaşmalar yapıldı, kameralara gülen yüzler verildi. Ama perde arkasında kim ne kazandı, kim neyi kaybetti, işte orası tam bir “ince hesap” meselesi.
Öncelikle, en büyük kazanan belli: Amerika Birleşik Devletleri. Hem de öyle böyle değil, “99 yıllık kullanım hakkı” ile Zengezur’u adeta kendi arka bahçesine çevirdi. Demiryolu, enerji hattı, internet kablosu… Ne lazımsa döşeyecek. Hani bir söz vardır ya, “yolu yapan yolun sahibi olur” diye; işte aynen o. Rusya’nın yıllardır “benim bölgem” dediği Güney Kafkasya’ya böylece Washington bayrağı dikildi.
Peki ya Ermenistan? Onlar da “egemenliğimizi koruduk” diyerek rahat bir nefes aldı. Ama unutmamak lazım, egemenlik masada korunur gibi görünür, asıl test yolda gelir. Şimdilik kazançlı gibi görünüyorlar, çünkü bu anlaşma onları hem Azerbaycan’la hem de Batı ile aynı kareye soktu.
Azerbaycan cephesinde ise durum net: Nahçıvan’a kesintisiz erişim. Bu, ekonomik ve stratejik anlamda altın değerinde. Hem ticaret yolu açılıyor hem de lojistik zincir güçleniyor. Aliyev için içeride “zafer” naraları atılacak bir gelişme.
Gelelim kaybedenlere… Rusya bu işten hiç memnun değil. Yıllarca “bölgenin abisi” rolünü oynadı ama şimdi masada bile oturamıyor. İran ise “kırmızı çizgimiz” dediği bu projede ABD varlığını kabullenmek zorunda kaldı. Güney-kuzey ticaret hattı için bu, tatsız bir gelişme.
Yani kısaca; bu satranç oyununda piyonlar yine yürüdü ama şahlar farklı karelere yerleşti. Amerika’nın eli güçlendi, Azerbaycan hattını açtı, Ermenistan nefes aldı… Rusya ve İran ise “oyun başka yere kayıyor” gerçeğiyle yüzleşti.
Koridor dedikleri şey sadece iki noktayı bağlamaz; menfaatleri, güç dengelerini, dostluk ve düşmanlık defterlerini de birbirine bağlar. O yüzden bu hikâyede “kazanan” kelimesi, sadece bugünü anlatır. Yarın ne olur, onu bu yolları kim kontrol ederse o yazar.
Hakan DİKMEN