AzadMedia
Telegram Facebook Twitter Youtube Instagram

Serdar Şahin yazdı: Bozkırın Gözyaşları... - ÖZƏL

  • + A
  • - A
  • 13-09-2022, 14:20


    Serdar Şahin yazdı: Bozkırın Gözyaşları... - ÖZƏL
    Azadmedia.az - 2021 yılı “Oscar ödüllerinde “En İyi Uluslararası Film” kategorisinde Kazakistan’ı temsil etmek üzere aday gösterilen, Kazak yönetmeni Marina Kunarova’nın “Ulu Bozkırın Gözyaşları” filmi Türkiye'de özel bir gösterimde seyirciye sunuldu. “Ulu Bozkırın Gözyaşları” filmini izleyen Türk Dünyası STK'lar Platformu başkanı Serdar Şahin'in film hakkındaki değerlendirmesini Türk Avrasya haber sitesinde yayınlıyoruz.


    Ulu Bozkırın Gözyaşları Filminden… “Ulu Bozkırın Gözyaşları” filmi ile gözyaşlarınızı tutamayacağınız gerçekleri izleyeceksiniz. Kısa bir not; evladınızın canından vazgeçmek zorunda kalmanın önemsiz olduğunu düşünüyorsanız, bu filmi izlemeyebilirsiniz. Leonarda DiCaprio’nun oynadığı meşhur film olan ve 27 farklı ödülün sahibi “Diriliş” beni bu kadar etkilemedi. Yönetmen ve Senarist Marina Kunarova tarafından sinemaya kazandırılan film, Kazakistan'da Ruslar tarafından 1927 - 1933 yılları arasında yaratılan suni açlıkla Kazak Türklerine yapılan zulmü ve vahşeti sarsıcı bir şekilde konu almaktadır. Türk dünyasına gönül vermişler ile Türk Dünyası fikrine karşı olanların veya gönülsüz olanların izlemesini şiddet ile tavsiye ediyorum. Kimler katıldı ve izlemeyenler için benim film ile ilgili izlenimlerim neler, onları siz kıymetli okuyucularım ile paylaşmayı kendime görev bildim.

    10 Eylül 2022 Cumartesi günü Türk Dünyası STK’lar Platformu (TDSP) üyesi KATEAD Başkanı Ertolkun Gayretullah Beyefendinin çabaları ile “Ulu Bozkırın Gözyaşları” adlı filmin Türkiye ön gösteriminde buluştuk. Kazakistan İstanbul Başkonsolosu Alim Bayel Beyefendinin de katıldığı etkinlikte, TDSP üyeleri KATEAD Başkanı Ertolkun Gayretullah Beyefendi, KATEAD Başkan Yardımcısı Erol Yolcu Beyefendi, TEKBAYRAK Derneği ve TDSP İstanbul Basın Yayın Sorumlusu Okan Yetgin Beyefendi ve ben katıldık. TEKBAYRAK Derneği Yöneticisi Alparslan Oğuzhan Beyefendi ve Öğretim Ühyesi Dr. Fethi Ahmet Yüksel Hoca ile beraber yan yana izledik. Ayrıca Kazan Türklerinden seçkin bir grup da, “Ulu Bozkırın Gözyaşları” filmini nefesini tutarak, başından sonuna kadar her sahnesini takip etti. Bu filmde; insan onurunun, huzurlu birey ve aile yaşamının, sağlıklı toplumun ve insanın doğuşla kazandığı insan haklarının, ait olduğunuz milletin bağımsızlığı ile sağlanacağını etkili bir şekilde hissedeceksiniz. Bağımsız olmayan milletlerin onurlarını korumanın zorluklarını gözlemleyecek ve egemen milletin hedeflerinde egemen olmayanların huzurları, gururları ve onurlarının önemsiz bir ayrıntı olduğunu, evladınızın, kendinizin ve ailenizin yaşamlarının eli silahlı egemen gücün keyfine kaldığını deneyimleyeceksiniz. Diğer çocuğunun yaşaması için, bir ciğerpareniz evladınızı kurda kuşa yem etmek zorunda kalındığını göreceksiniz. Şimdi bu yazıyı okurken içinizden istemsiz bir şekilde “Hadi canım sende” dediğinizi duyar gibiyim, çünkü filmi izlemeden bende böyle bir söyleme aynı tepkiyi verirdim. Filmi izlediğinizde bunun nasıl gerçek olabileceğini müessir sahnelerle bana hak vermiş olacaksınız. Bir diğer dikkat çeken konu da, içimizdeki hainlerin bizlere yapabilecekleri zulmün ağır bedellerini gözlemleyeceksiniz. Toplumun; bu tür kıyımları fark ederek, en baştan birlikte hareket ederek karşı zulme koymasının ne kadar kıymetli ve onurlu bir davranış olduğunu içselleştireceksiniz. Hatta; filmin çarpıcı sahnelerini izlerken, sahte hümanizmi bir tarafa bırakarak hainlerin en baştan bertaraf etmenin doğru bir strateji olduğunu göreceksiniz. İdeolojilerin, toplumun birliğini yok etmek için ateşlediği fitillerin, can acıtmaktan öte bir mefhum olduğunu, asıl olanın milletin varlığı ve birliğinin önünde bütün fikir ve ideolojilerin yok sayılmasını fark edeceksiniz. Bireyin güçlü olmasını, ailenin, soyun, boyun ve milletin gücünü ve asırlar önce Hacı Bektaşi Veli’nin Anadolu topraklarından “Bir olalım, diri olalım, iri olalım” sözünün öylesine söylenmiş basit bir lakırdı olmadığını görecek ve Türk Dünyasının binlerce yıllık devlet, insan ve yaşama dair tecrübelerinin ve mirasının ne kadar değerli olduğunu anlamlandıracaksınız. En önemlisi Türk’ün töresinde olmayan, hiçbir devletinde Türk olmayan unsurlara uygulamadığı ama diğer milletlerin Türklere uyguladığı asimilasyon adına yaşamsal hakların ellerinden alınarak değişime zorlandığının karinesini, filmin fasılalarında yaşayacak, bağımısız olmayan Türk milletinin evlatlarını, diğer egemenlerin takdirine ve lütfuna bırakmamanın ne kadar haince bir yol olduğunu idrak edeceksiniz. En çarpıcı çıkarsamanın da, Türk’ün töresine ters olan egemen milletin, egemen olmayan toplumları hedefleri uğruna zulmedeceğini ve en önemli insan hakkı olan canının bile önemsiz olduğunu içinizdeki fırtınalarla yaşayacaksınız.

    Filmin asıl konu ettiği, Kazakistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri olarak atanan Goloşekin, göreve geldikten hemen sonra ülkede "Küçük Ekim Devrimi" politikasını uygulamasıdır. Bu film bir cümle ile özetlediğimiz, ama büyük acılara sebep olan egemenlerin ideolojik baskısının ne kadar büyük acılara vesile olduğunun ispatıdır. Bir politika ile “Kollektifleştirme” adıyla sürdürülen zulüm ile Kazak Türklerini yerleşik yaşama döndürmek için hayvanlarına el konulduğu ve Kazakistan'daki hayvan sayısı 6 milyon 5 yüz binden, 1 milyona kadar düştüğü, tahıl üretiminin %70'inin yapılamadığı duruma itildiği tarihi belgelerde bulabilirsiniz. 1930-1933 yıllarında “Büyük Açlık” olaylarının yaşanmasına neden olan bir politikanın, bir ideolojinin ve ideolojiye kendisini adamış bir müptezelin, bir milletin huzuruna ve yaşama hakkına acımasızca saldırıp 6 milyon nüfusun yaklaşık 2,5 milyonu hayatını kaybetmesine neden olduğunu delilerini göreceğiniz bu film ile başınızdan kaynar sular dökülmeden birliğin ve beraberliğin ne kadar ehemmiyetli olduğunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Kazakistan İstanbul Başkonsolosu Alim Bayel Beyefendinin ifadesi ile “O dönemde uygulanan politikalar olmasa idi, Kazakistan bugün 19 milyon olmaz, 40 milyon olurdu” sözü anlamlıdır. Farklı bir açıdan bakar isek, dün için 2 milyon 5 yüz bin olan insanın katledilmesi bu gün için 20 milyon insanın yaşam hakkını elinden alınması anlamına gelmektedir. Dehşet verici bir katliamın, insanlığın bütün değerlerinin ayaklar altına alındığı bir politikanın eserini tüm dünya görmeldir.

    Türk Dünyası STK’lar Platformu (TDSP) olarak yaptığımız çalışmaların, Türkiye Türklerinin ve Bağımsız Türk Devletlerindeki Türklerin birlikte güç birliği oluşturma fikrinin ne kadar anlamlı bir çaba olduğunu ortaya koydu. Bu çabanın siyaset üstü olmasını ve tüm ideolojilerin üzerinde bir kavram olarak yaşatma gayretimizin manasının doğruluğunu bize içselleştirdi. Bağımsız olmayan Türklerin çektiği acıların ve zulümlerin nerelere vardırılacağını hatırlattı ve bağımsız olmayan kardeşlerimiz için çalışmalarımızı anlamlandırdı. İnsan düşünen ve bağ kurduğu ailesi, soyu, boyu ve milleti ile huzurlu bir yaşam süren bir varlıktır. Bu hasletleri olmayanların, sadece kendisi için konforlu bir hayat sürdürmek isteyen, aileyi, soyu, boyu ve milleti önemsemeyenlerin hayatı, ne kadar başarılı, ne kadar entelektüel olursa olsun, dünyada insan kadar düşünemeyen ama bahsettiğim bu hasletlerin ruhlarına üflendiği ve gözlemlediğimiz hayvanların yaşamından da aşağı olduğunu bilmelidirler. Bu gün vatanı ele geçirildiğinde bilgi, beceri ve maddiyatı ile başka ülkelerde birinci sınıf insan gibi yaşayabileceklerini düşünenlerin, hümanizmi ve çeşitli ideolojilerin sarhoşluğuyla milletini önemsemeyenlerin bireysel egolarının ne kadar zavallıca ve haince olduğunu yüzlerine buradan vurmak isterim. Bir gün ailenizin, evladınızın canı ile sınanmak istemiyor, insan gibi yaşamak istiyor iseniz, Türk Milletinin güç birliğini aramanın, dünyada egemen güçlerin önünde ancak 400 milyonluk Türk Milleti ile duracağımızı bilerek savunmanın zamanıdır. Son olarak; “Ulu Bozkırın Gözyaşları” filmini izleyerek sarsılacağınızı ve kendinizi Türk Milletinin içerisinde bulacağınızı, filmin Ömer Seyfettin’in Beyaz Lale romanı gibi, Türk Dünyasının ortak acılarının konu edildiğini sarsıcı bir anlatımla izleyeceğinizi söyleyebilirim. Temennim; filmin tüm Türk Dünyasında gösterilmesinin, dünyada o dönemdeki gerçeklerin ortaya konulması için izletilmesini ve en önemlisi yazıyı sonuna kadar okuyan sizlerin izlemesini tavsiye ederim. İçeriği ve sinematografisi ile “Ulu Bozkırın Gözyaşları” filmi tüm sinema ödüllerinde benim adayımdır.

    Serdar ŞAHİN Türk Dünyası STK’lar Platformu Başkanı










    www.AzadMedia.az

    Mətndə səhv var? Onu siçanla seçin və Ctrl+Enter düyməsini basın.
    OXŞAR XƏBƏRLƏR


    Köşə
    XƏBƏR LENTİ
    BÜTÜN XƏBƏRLƏR