AzadMedia
Telegram Facebook Twitter Youtube Instagram

Araştırmacı Yazar, Öğretim Görevlisi Fahri Yağlı - "Atatürk Milliyetçiliği" - Özəl

  • + A
  • - A
  • 10-03-2021, 08:10

    AzadMedia.az a özel olarak araştırmacı yazar, öğretim görevlisi Fahri Yağlı dan - "Atatürk Milliyetçiliği"..

    Atatürk, Nutuk adlı eserinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş özelliklerinden bahsederken, “millî bir devlet” olarak kurulduğundan bahseder.[1] Atatürk için, gaye ve tercih ’de millet son derece önemlidir. Bundan dolayı, millet ve Türk milleti kavramlarından ne anladığını açık seçik ortaya koyduğu gibi; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu milleti olduğunu da aynı açıklıkla belirtmek ihtiyacını duymuştur. “Medenî Bilgiler” adlı eserin ilk konusu millet; ilk cümlesi de, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Şeklindedir.

    Millet ve özel olarak Türk milletini Atatürk şöyle tarif ediyor:

    “Türk milletinin teessüsünde müessir olduğu görülen tabiî ve tarihî vakıalar şunlardır:

    a- Siyasî varlıkta birlik

    b- Dil birliği

    c- Yurt birliği

    d- Irk ve menşe birliği

    e- Tarihî karabet (Tarih birliği, akrabalığı)

    f- Ahlâkî karabet (ahlâk birliği, akrabalığı)”


    Atatürk, genel olarak “millet”i ve özel olarak da Türk milletini tarif ederken, Türk milletini meydana getiren bağlayıcı unsurların diğer milletlerden daha fazla ve kuvvetli olduğunun farkındadır. Bundan dolayı, yukarıdaki unsurları saydıktan sonra, “Türk milletinin teşekkülünde mevcut olan bu şartların hepsi birden diğer milletlerde yok gibidir.” diyerek özel olarak Türk milletini meydana getiren unsurlar üzerinde kafa yorduğunu, düşündüğünü açıkça ifade etmiştir.[2]

    Araştırmacı Yazar, Öğretim Görevlisi Fahri Yağlı - "Atatürk Milliyetçiliği" - Özəl

    El yazısı ile kaleme aldığı ve 1931’den itibaren okullarda ders kitabı olarak okutulan “Medenî Bilgiler” adlı eserde, milletlerin farklı şartlar altında teşekkül ettikleri için değişik millet tariflerinin söz konusu olduğunu İngiliz, Fransız, Alman, İspanyol, Yunan milletlerini ve Amerikalıları örnek göstererek anlatır.
    Millet tarifi üzerinde, bazı milletlerin teşekkül ediş şartlarını gözden geçiren Atatürk, Türk milletini meydana getiren unsurları da ayrı ayrı değerlendirir. “Türk kimliği”ni hazmedemeyip, Türkiye’yi, “Türkiyelilik” veya “mozaiklik” kimliği ile görmek isteyenlere devlet kurucusu olarak adeta millet kelimesinin cevabını şöyle söylemektedir
    “Aynı topraklar üzerinde yaşayan; aralarında dil, tarih, ülkü, duygu, gelenek ve görenek birliği olan insanların oluşturduğu topluluktur” Atatürk diğer tarifinde ise, millet; zengin bir geçmişe sahip olan, birlikte yaşamayı arzulayan, sahip oldukları değerlerin korunması konusunda ortak irade gösteren insanların birleşmesinden oluşmuş bir cemiyettir demektedir.

    Atatürk; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” diyerek, milli bir kimlik yaratmaya çalışmıştır.


    Atatürk Milliyetçiliği; millî benlik, millî birlik, millî ahlâk, millî ekonomi, uygarlık ahlâkı, millî duygu ve insanî duygunun birleşmesinden meydana gelmiştir. Tüm bu duyguların Türk milletinin düşünce yapısı içinde güçlü bir şekilde bilinçlendirilmesi esastır. Bu duygulara sahip olan milletler, millî çıkarlar doğrultusunda bir ve beraber yaşama ihtiyacı ve imkânı bulabilirler.

    Atatürk yine bazı toplantılarda ve nutuk ta millet ve milliyetçiliği şöyle ifade etmektedir:

    “Biz milliyet fikirlerini uygulamakta çok gecikmiş ve çok ilgisizlik göstermiş bir milletiz… Osmanlı İmparatorluğu’ndaki çok çeşitli toplumlar hep milli inançlara sarılarak, milliyetçilik idealinin kuvvetiyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık… Anladık ki, suçumuz kendimizi unutmuş olduğumuzmuş.”

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de milliyetçiliği kendisine ülkü edinmiş bir liderdir. Nitekim bunun en büyük kanıtı Türk İnkılâbı’nın fikir gücüne dayandığı temel ilkelerden birisinin Milliyetçilik olmasıdır.

    Atatürk’ün Türk Milletinde yaratmak istediği milliyetçilik duygusu hiçbir art düşünceye yer vermeyecek kadar açıktır. Kesinlikle bir kafatasçılık, bir üstün ırk görüşüne dayanmamaktadır. Atatürk Türk milliyetçiliğinin tanımını ise şöyle yapmaktadır: “Türk milliyetçiliği, terakki ve inkişaf yolunda ve beynelmilel temas ve münasebetlerde bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla aynı uyum içinde yürümekle beraber, Türk toplumunun sosyal ve özel karakterlerini ve başlı başına bağımsızlığa dayanan kimlik haklarını saklı tutmaktır.”

    Atatürk’ün milliyetçilik anlayışında millet esastır. Yani onun milliyetçilik anlayışı herhangi bir millet düşmanlığına dayanmamaktadır. Bu anlayışını da en iyi şu sözüyle ifade eder:

    ” Bize milliyetçi derler, fakat biz öyle bir milliyetçiyiz ki, bizimle iş birliği yapan bütün milletlere hürmet ederiz. Bizim milliyetçiliğimiz bencil bir milliyetçilik değildir.”

    Atatürk Milliyetçiliği, devlet ile millet arasındaki bu sosyo-kültürel etkileşimin zaman ve mekân fark etmeksizin yaşanabilmesi fikri, “milli devlet” ise bu fikrin tezahürüdür.

    Atatürk milliyetçiliği, insan onuruna, şahsiyetine ve hürriyetine değer verir. Bölücülüğü ve ayrımcılığı reddeder. Çağın gerçeklerine uygun olarak, akıl ve bilimin doğrularına dayanır. Atatürk milliyetçiliği; akılcı, yapıcı, yaratıcı ve idealist bir yapı içerisinde Türk Milletini sevmeyi ve onun menfaatleri için çalışmayı öngörür.

    Atatürk, milliyetçiliğin temel ilkesi için şöyle ifade eder: “Millî benliğini bilmeyen milletler, başka milletlerin avıdır” demektedir.

    Atatürk, Türk Milletinde “millî benlik” duygusunun temeline bir de “millî ahlâk”ı koymuştur. “Millî ahlâkın, millet teşkilinde yeri çok büyüktür, çok önemlidir” diyen Atatürk;

    “Efendiler! Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel Türkiye’nin istiklâline, kendi benliğine, an’anat-ı milliyesine (milli değerlerine) düşman olan bütün anâsırla (sebeplerle) mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. Dünyanın milletlerarası durumuna göre böyle bir cidalin (savaşın) lüzumlu kılacağı unsurlar ile donatılmamış olan fertlerle ve bu özellikte fertlerden meydana gelmiş toplumlara hayat ve istiklâl yoktur” demiştir.

    Milletlerin meydana gelmesinde, tarih ve dil birliğinin önemli unsurlar olduğuna dikkat çeken Atatürk, “İkinci derecede unsurları kale almayarak mümkün olduğu kadar her millete uyabilecek bir tarifi biz de alalım.” dedikten sonra şöyle bir genel millet tarifine ulaşmaktadır:

    “Millet hakkında ikinci derece unsurları kaale almayarak mümkün olduğu kadar her millete uyabilecek tarifi biz de alalım:

    a- Zengin bir hatıra mirasına sahip bulunan;

    b- Beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve

    muvafakatte samimi olan;

    c- Ve sahip olunan mirasın muhafazasına devam

    hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden meydana gelen cemiyete millet adı verilir” [4]


    Atatürk bu tarifi de değerlendirdikten sonra, millet için en kısa fakat en kesin ve açık tarifi ortaya koyuyor:
    “Bir harstan (kültür) olan insanlardan mürekkep(meydana gelen) cemiyete millet denir.”
    Bütün bunlardan anlaşılıyor ki Atatürk, milleti, kültür birliği olarak görmektedir. Bu anlayış, büyük Türk milliyetçisi fikir adamı Ziya Gökalp’ın millet anlayışıyla da uyum içindedir. Zaten Türk milliyetçileri, “ırkçı” değil “kültürcü”dürler.
    Türk milliyetçiliğinin en köklü ve en geniş kapsamlı sivil toplum kuruluşu Türk Ocakları’dır. Türk Ocakları, 1912’de Atatürk tarafından, zamanın Türk milliyetçileri Şair Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Hamdullah Suphi gibi ünlü şahsiyetler tarafından kurulup yaşatılmıştır. Millî Mücadele’de ve Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Atatürk’ün yakın çevresindeki Fikir ve siyaset adamları hep Türk Ocaklıdır. Türk Ocaklarının Ünlü Başkanı Hamdullah Suphi, Atatürk’ün ilk Millî Eğitim Bakanlarındandır.

    “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.” (Nutuk, 15-20 Ekim 1927)

    Türk Milliyetçiliğinde “ırk” değil “mensubiyet” esastır. Ataürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözü de bunu anlatır.

    Araştırmacı Yazar, Öğretim Görevlisi Fahri Yağlı


    www.AzadMedia.az

    Mətndə səhv var? Onu siçanla seçin və Ctrl+Enter düyməsini basın.
    OXŞAR XƏBƏRLƏR


    Köşə
    XƏBƏR LENTİ
    BÜTÜN XƏBƏRLƏR