Spot (155 karakter): Siyasetten bürokrasiye, sokaktan sosyal medyaya kadar aynı tablo: Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Gerçekler ise çoğu zaman çıkar hesaplarının gölgesinde kalıyor.
#Siyaset #Toplum #Eleştiri #KöşeYazısı
"Köre anlatıyorum, sağıra dinletiyorum."
Bu söz bugün belki de hiç olmadığı kadar anlam taşıyor. Çünkü mesele gözlerin görmemesi ya da kulakların duymaması değil; gerçeğin, çıkar hesapları uğruna bilinçli şekilde görmezden gelinmesi.
Bugün siyaset sahnesine bakıyoruz. Seçim öncesi verilen sözler meydanları dolduruyor, seçim sonrası ise aynı sözler sessizliğe gömülüyor. Dün birbirine en ağır cümleleri kuranlar, bugün aynı masada objektiflere gülümseyebiliyor. Dün "asla" diyenler, bugün "şartlar değişti" diyerek dün söylediklerini unutmuş gibi davranıyor.
Vatandaş ise bütün bu tabloyu izliyor.
İzliyor ama unutmadığını da biliyor.
Maske Değişiyor, Sorun Değişmiyor
Sadece siyaset mi?
Hayır.
Toplumun birçok alanında benzer bir tablo var. Makam değişiyor, koltuk değişiyor, parti rozeti değişiyor, söylemler değişiyor; ama anlayış çoğu zaman aynı kalıyor.
Şeffaflık deniliyor, hesap verilmiyor.
Adalet deniliyor, çifte standart tartışmaları bitmiyor.
Liyakat deniliyor, torpil iddiaları gündemden düşmüyor.
Tasarruf deniliyor, israf haberleri konuşulmaya devam ediyor.
Eleştiriye açık olunduğu söyleniyor, farklı düşünen herkes kolayca yaftalanabiliyor.
İşte insan tam burada düşünüyor:
Sorun gerçekten duymamak mı, yoksa işine geleni duymak mı?
Bir vatandaş soru sorunca "sabret" deniliyor.
Gazeteci soru sorunca "niyet okuyorsun" deniliyor.
Genç gelecek kaygısından söz edince "abartıyorsun" deniliyor.
Emekli geçim sıkıntısını anlatınca "şükret" tavsiyesi geliyor.
Sonra da toplum neden öfkeli diye şaşırılıyor.
Gerçekler Alkışla Değil, Cesaretle Ortaya Çıkar
Demokrasi sadece seçim sandığından ibaret değildir. Demokrasi; eleştirinin yapılabildiği, soruların sorulabildiği, yönetenlerin hesap verebildiği bir iklimle güçlenir.
Bir ülkeyi ayakta tutan şey, sadece alkış değildir. Gerektiğinde yanlışa "yanlış" diyebilen vicdanlı insanların varlığıdır.
Çünkü iktidarlar değişebilir, muhalefet değişebilir, isimler değişebilir. Ama değişmemesi gereken tek şey, adalet duygusu ve kamu yararıdır.
"Köre anlatıyorum, sağıra dinletiyorum" sözü bugün yalnızca bir serzeniş değil; duyulmayan taleplerin, görülmeyen sorunların ve ertelenen çözümlerin özeti hâline gelmiştir.
Belki de artık ihtiyacımız olan daha yüksek sesle konuşmak değil; gerçekten dinlemeyi öğrenmektir. Çünkü halkın sesini yalnızca seçim dönemlerinde duyan siyaset, güven üretmekte zorlanır. Eleştiriyi düşmanlık değil, gelişme fırsatı olarak gören anlayış ise hem kurumları hem toplumu güçlendirir.
Gerçekler, onları görmezden gelenlerin değil; yüzleşmeye cesaret edenlerin yanında durur.