AzadMedia
Telegram Facebook Twitter Youtube Instagram

Çocukların Okul Heyecanı, Velilerin Geçim Telaşı

  • + A
  • - A
  • Bu gün, 12:25

    Çocukların Okul Heyecanı, Velilerin Geçim Telaşı

    Yeni eğitim yılı başlarken çocuklar okul heyecanı yaşarken, milyonlarca veli artan kırtasiye, kıyafet, servis ve beslenme giderlerinin hesabını yapıyor.

    Yeni bir eğitim yılı daha başlıyor.

    Çocuklar için yeni bir heyecan, yeni arkadaşlar, yeni öğretmenler ve yeni hedefler demek bu. Kimi ilk kez okul sırasına oturacak, kimi bir üst sınıfa geçmenin mutluluğunu yaşayacak. Evlerde çantalar hazırlanacak, defterlerin ilk sayfaları açılacak, kalemler yeniden kutularına girecek.

    Ama bütün bu heyecanın bir de velilerin penceresinden görünen tarafı var.

    Orada manzara biraz farklı.

    Çünkü çocuklar okulun açılmasını beklerken, anne babalar okul masraflarının hesabını yapıyor.

    Bir çanta ne kadar?

    Bir çift ayakkabı ne kadar?

    Kıyafet, kırtasiye, servis, beslenme…

    Liste uzadıkça uzuyor.

    Üstelik mesele yalnızca okul masrafı da değil. Ev kirası, faturalar, mutfak masrafı, ulaşım ve diğer zorunlu harcamalar zaten aile bütçesini zorlarken, eğitim giderleri de eylül ayında bu yükün üzerine ekleniyor.

    Hayat pahalı.

    Bunu artık herkes biliyor.

    Asıl mesele, bu pahalılığın çocukların eğitim hayatına nasıl yansıdığı.

    Bir çocuğun okul heyecanı, ailenin bütçe hesabına dönüşmemeli

    Bir anne babanın çocuğunun okul ihtiyacını karşılamak istemesi kadar doğal ne olabilir?

    Çocuk yeni bir çanta istediğinde “Alamayız” demek kolay değil.

    Yeni ayakkabıya ihtiyacı olduğunda “Biraz daha eskisini giy” demek kolay değil.

    Sınıfta herkesin sahip olduğu bir malzemeyi çocuğun istediği halde alamamak hiç kolay değil.

    Çünkü çocuk, ekonomiyi bilmiyor.

    Enflasyonu bilmiyor.

    Asgari ücreti, kira fiyatlarını, faturaları bilmiyor.

    Çocuk yalnızca arkadaşına bakıyor.

    Ve onun da aynı imkânlara sahip olmak istemesi son derece doğal.

    İşte anne babaların asıl sıkıntısı burada başlıyor.

    Çocuğunun eksik kalmasını istemeyen aile, kendi ihtiyaçlarından kısıyor. Bir başka harcamayı erteliyor. Kredi kartına yükleniyor. Borçlanıyor.

    Sonra ayın sonunu nasıl getireceğini düşünüyor.

    Bu tabloyu yalnızca “okul alışverişi pahalılaştı” diye değerlendirmek büyük resmi kaçırmak olur.

    Burada çok daha önemli bir mesele var:

    Eğitimde fırsat eşitliği.

    Fırsat eşitliği sadece aynı okula gitmek değildir

    Hepimiz çocuklarımızın eşit şartlarda eğitim görmesini istiyoruz.

    Ama eşitlik yalnızca aynı okulda aynı sıraya oturmakla sağlanmıyor.

    Bir çocuğun evindeki imkânlar, eğitim hayatını doğrudan etkiliyor.

    Kiminin odasında bilgisayarı var, interneti var, çalışma masası var.

    Kiminin ise ders çalışabilmek için evde uygun bir köşe bulması bile mesele.

    Kiminin beslenme çantası dolu.

    Kiminin ailesi çocuğuna her istediğini alabiliyor.

    Bir başka aile ise temel ihtiyaçları karşılayabilmek için ay sonunu hesaplıyor.

    Şimdi dönüp çocuklara “Hepiniz eşitsiniz, çok çalışın” demek ne kadar gerçekçi?

    Çocukların önüne aynı sınavı koymak kolay.

    Ama o sınava hangi şartlarda geldiklerine bakmak daha önemli.

    Bir çocuğun başarısını yalnızca zekâsı ve çalışkanlığı belirlememeli.

    Ailesinin ekonomik durumu da onun kaderi haline gelmemeli.

    Çünkü eğitim, toplumun geleceğine yapılan en büyük yatırımdır.

    Okullar açılıyor ama asıl sınav hepimizin

    Yeni eğitim yılı başlıyor.

    Öğretmenler sınıflarına girecek, öğrenciler sıralarına oturacak.

    Bir yıl boyunca yeni bilgiler öğrenecekler, sınavlara girecekler, hayaller kuracaklar.

    Biz yetişkinlere düşen ise onların önündeki ekonomik engelleri mümkün olduğunca azaltmak.

    Çünkü bir çocuğun okul hayatına başlarken düşündüğü ilk şey “Ailem bunu nasıl ödeyecek?” olmamalı.

    İlk düşündüğü şey dersleri, arkadaşları ve geleceği olmalı.

    Bugün eğitim masrafları nedeniyle zorlanan aileleri görmezden gelmek, yarının sorunlarını bugünden büyütmek anlamına gelir.

    Çünkü bugün bir çocuğun çantasından eksilen her şey, yarın onun eğitim fırsatlarını etkileyebilir.

    Bu nedenle eğitim politikalarını yalnızca ders kitapları, müfredat ve sınav sistemi üzerinden konuşmak yetmez.

    Ailenin ekonomik durumunu da konuşmak zorundayız.

    Kırtasiye masrafını da konuşmalıyız.

    Beslenmeyi de konuşmalıyız.

    Ulaşımı da konuşmalıyız.

    Ve en önemlisi, çocuğun eğitim hakkını ailesinin ekonomik gücünden bağımsız hale getirebilmenin yollarını konuşmalıyız.

    Çünkü çocukların geleceği, anne babalarının cüzdan kalınlığına göre şekillenmemeli.

    Yeni eğitim yılı başlarken çocuklarımızın gözlerinde heyecan görmek istiyoruz.

    Kaygı değil.

    Umut görmek istiyoruz.

    Eksiklik değil.

    Hayal görmek istiyoruz.

    Ama bunun için yalnızca çocuklara başarı dilemek yetmez.

    Onların eğitim yolculuğunda ailelerin omzundaki yükü de görmek gerekiyor.

    Çocuklar okula giderken, veliler geçim telaşına düşüyorsa burada hepimizin düşünmesi gereken bir mesele vardır.

    Okul zili her çocuk için aynı saatte çalıyor olabilir.

    Ama o zilin ardından başlayan hayat, maalesef her çocuk için aynı şartlarda ilerlemiyor.

    İşte asıl değiştirmemiz gereken yer tam da burası.


    www.AzadMedia.az

    Mətndə səhv var? Onu siçanla seçin və Ctrl+Enter düyməsini basın.
    OXŞAR XƏBƏRLƏR

    Köşə
    XƏBƏR LENTİ
    BÜTÜN XƏBƏRLƏR