AzadMedia
Telegram Facebook Twitter Youtube Instagram

Hakikatin Gürültüde Kaybolduğu Çağ "Doğrunun sesi kısık çıkar, yalanın ise hoparlörü hiç susmaz."

  • + A
  • - A
  • Bu gün, 14:08

    Hakikatin Gürültüde Kaybolduğu Çağ "Doğrunun sesi kısık çıkar, yalanın ise hoparlörü hiç susmaz."

    Eskiler derdi ki; "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar." Ben buna bir cümle daha eklemek istiyorum: Bugün doğruyu söyleyenin sesini kısmaya çalışanlar da az değil. Çünkü hakikatin konuştuğu yerde menfaat susar. Menfaatin konuştuğu yerde ise hakikat çoğu zaman duyulmaz.

    Biz öyle bir döneme geldik ki, herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Herkes anlatıyor ama kimse anlamaya çalışmıyor. Sosyal medya meydan olmuş, ekranlar kürsü olmuş. Eline telefon alan kendini uzman ilan ediyor. Bilgiyle cehalet aynı masaya oturmuş; ne yazık ki alkışı çoğu zaman bağıran alıyor.

    Eskiden köy odalarında yaşlıların bir sözü vardı: "Evladım, duyduğun her söze inanma; suyun başına git." Yani kaynağı araştır. Bugün ise insanlar başlığı okuyup hüküm veriyor, haberi okumadan yorum yapıyor, videonun ilk on saniyesine bakıp kararını veriyor.

    Oysa hakikat acele etmez. Yalan koşar, gerçek yürür; ama eninde sonunda yerine ulaşır.

    Bir Fıkra, Büyük Bir Ders

    Nasreddin Hoca'nın güzel bir fıkrası vardır.

    Bir gün iki komşu aynı mesele için Hoca'nın huzuruna gelir. İlki derdini anlatır. Hoca dinler ve "Haklısın." der.

    İkinci komşu gelir, olayı kendi açısından anlatır. Hoca yine "Haklısın." der.

    Bunu gören Hoca'nın hanımı dayanamaz:
    "Efendi, ikisi de nasıl haklı olur?" diye sorar.

    Hoca gülümser:
    "Hanım... Sen de haklısın."

    İnsanlar bu fıkraya güler geçer ama içinde büyük bir gerçek vardır. Herkes kendi penceresinden bakar. Sorun, sadece kendi penceremizi tek gerçek sanmamızdır. Oysa hakikat bazen bütün pencereler açılınca görünür.

    Algı Pazarı Kurulmuş

    Bugün öyle bir algı pazarı kurulmuş ki, doğrular manav tezgâhındaki domates gibi seçilip satılıyor. İşine gelen alıyor, işine gelmeyen bırakıyor.

    Bir haber çıkıyor. Bir taraf alkışlıyor, diğer taraf yuhalıyor. Kimse "Acaba gerçek ne?" diye sormuyor.

    Eskiler boşuna dememiş:
    "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz."
    Ama şunu da unutmuşuz:
    Bugün öyle makineler var ki, ortada ateş yokken bile duman üretebiliyor.

    Yani sadece dedikoduyla hüküm verilmez.

    Aynaya Bakmayı Unuttuk

    Başkalarının yanlışını görmekte çok ustayız. Fakat aynaya bakmaya gelince iş değişiyor.

    Bir kahvede oturan beş kişiyi düşünün. Masadaki herkes memleketi nasıl kurtaracağını anlatıyor. Fakat garson boş bardağı almaya gelince kimse elini uzatmıyor.

    İşte bizim çelişkimiz burada başlıyor.

    Toplumu değiştirmek istiyoruz ama kendimizi değiştirmeye yanaşmıyoruz.

    Evimizin önünü süpürmeden mahallenin temiz olmasını bekliyoruz.

    Bilgi Çağı mı, Bilgi Kirliliği Çağı mı?

    İnternet büyük bir nimet. Birkaç saniyede dünyanın öbür ucundaki bilgiye ulaşıyoruz.

    Ama aynı hızla yalana da ulaşıyoruz.

    Bugün insanlar kitap okumaya ayırmadığı zamanı, sosyal medyada saatlerce geçiriyor.

    Bir paylaşım görüyor.

    Doğru mu?

    Bilmiyor.

    Kaynağı var mı?

    Bakmıyor.

    Kim yazmış?

    Önemsemiyor.

    Ama paylaş düğmesine basmakta hiç tereddüt etmiyor.

    Sonra da yanlış bilgi kartopu gibi büyüyor.

    Eskilerin bir sözü daha vardır:
    "Bin düşün, bir konuş."

    Bugün bunun yerini maalesef:
    "Bir düşün, bin paylaş."
    anlayışı aldı.

    Sorgulamak Düşmanlık Değildir

    Soru soran insandan korkulmaz.

    Asıl korkulması gereken, hiç soru sormayan toplumdur.

    Çünkü soru biterse düşünce biter.

    Düşünce biterse üretim biter.

    Üretim biterse gelecek başkalarının insafına kalır.

    Bir çocuk "Neden?" diye soruyorsa umut vardır.

    Bir genç "Bu doğru mu?" diyorsa umut vardır.

    Bir vatandaş "Bunun hesabı nedir?" diyorsa demokrasi nefes alıyordur.

    Vicdan En Büyük Pusuladır

    Kanunlar yol gösterir.

    Bilim yol gösterir.

    Tecrübe yol gösterir.

    Ama insanı insan yapan en büyük pusula vicdandır.

    Vicdan kaybolursa bilgi silaha dönüşebilir.

    Güç adaletin önüne geçebilir.

    Makam hizmet yerine kibri besleyebilir.

    Onun için önce vicdan, sonra akıl, ardından bilgi...

    İşte doğru sıralama budur.



    Bir çiftçi tohumu toprağa ekerken ertesi gün ürün beklemez. Sabreder. Emek verir. Sular. Bekler.

    Hakikat de böyledir.

    Bugün görülmese bile yarın mutlaka filiz verir.

    Yalan ise havai fişeğe benzer.

    Bir an gökyüzünü aydınlatır.

    Sonra karanlık eskisinden daha koyu olur.

    Bugün birbirimizi dinlemeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

    Farklı düşünmek düşman olmak değildir.

    Eleştirmek ihanet değildir.

    Sorgulamak saygısızlık değildir.

    Gerçekten korkanlar; sorulardan korkar.

    Hakikatten korkanlar; araştıran insanlardan korkar.

    Ama tarih bize hep aynı gerçeği göstermiştir:

    Güneş balçıkla sıvanmaz.

    Ne kadar üzeri örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, gerçek er ya da geç ortaya çıkar.

    Ve unutmayalım...

    İnsan bir kez kandırılabilir; iki kez aldatılabilir; ama sürekli aynı yalana inanıyorsa artık sorun yalanda değil, sorgulamaktan vazgeçen zihinlerdedir.

    Çünkü hakikat bağırmaz. Sessizce bekler. Onu arayanı ise hiçbir zaman eli boş göndermez.


    www.AzadMedia.az

    Mətndə səhv var? Onu siçanla seçin və Ctrl+Enter düyməsini basın.
    OXŞAR XƏBƏRLƏR

    Köşə
    XƏBƏR LENTİ
    BÜTÜN XƏBƏRLƏR