Yıllarca bu topraklarda İngiliz’in içimizdeki uşaklarına dikte ettirdiği "uyduruk" bir tarihle beslendik. Kendi kahramanlarımıza düşman, celladımıza aşık nesiller yetiştirdik. Bize bir elbise biçtiler; dar geldi, ruhumuzu sıktı, kimliğimizi boğdu. Ama artık vakit, o emanet elbiseleri yırtıp atma vaktidir.
Bugün buradan bir teklif, bir çağrı, belki de bir meydan okuma yükseltiyoruz: Gelin, okullarımızdaki o ruhsuz zil seslerini dindirelim ve yerine Mehter’in o sarsıcı nidasını koyalım!
Mehter’in sesi sizi neden korkutuyor? Direk dansı sergileyenlere karşı "sanat" kılıfıyla sus pus olanlar, inancımıza ve mukaddesatımıza dil uzatanlara karşı medeniyet dersi verenler; iş Mehter’e, iş bu milletin özüne gelince neden arkalarını dönüyorlar?
Söyleyelim: Çünkü Mehter’in o her vuruşu, onların zihinlerine kazınan prangaları sarsıyor. Çünkü o kös vuruşunda Viyana kapılarının yankısı, o zurna sesinde Malazgirt’in duası var. İngiliz’in yazdığı yalanlarla uyutulan nesilleri uyandıracak tek şey, yine bu milletin kendi öz müziğidir.
Milli Eğitim Bakanlığı’na açık çağrımızdır: Ders zillerini Mehter’e çevirin! Varsın birileri, o ses yükseldiğinde kulaklarını tıkasın. Varsın birileri, tarihin gerçek yüzüyle yüzleşmekten korkup arkasını dönsün. Onlar arkalarını dönse de güneş doğmaya devam edecek.
Bizim evlatlarımız, okullarına girerken "Gafil ne bilir?" nidasıyla irkilmeli; kim olduğunu, nereden geldiğini ve en önemlisi nereye gideceğini o ritimle hatırlamalıdır. Kendi tarihini başkasının mürekkebiyle okuyanlar, istikballerini de başkasının çizdiği haritalarda ararlar. Biz o haritaları yırttık! Ve artık tarihine ve milletine ve ekmek yediği toprağına karşı arkasını dönene değil, ileriye bakana yar olmanın şimdi tam zamanıdır.
Kimseyi Kandırmayın!
Yıllarca bu ülkeyi yönetiyormuş gibi görünüp, aslında dışarıdan kurulan saatlere göre hareket edenlerin devri kapandı. Şimdi "Allah aşkına siz kimi kandırıyorsunuz?" deme sırası bizde. Kendi kültürüne yabancı, kendi sesine düşman olanların bu topraklarda "aydınlık" adına söyleyecek tek bir kelimesi kalmamıştır.
Okul bahçelerinde o Mehter çalacak; inancımıza hakaret edenlerin inadına, tarihimizi çarpıtan uşakların inadına, benliğini sömürgeci efendilerine satanların inadına çalacak!
Mehter bir müzik değildir;
Mehter bir yürüyüştür.
Ve bu yürüyüş başladığında, arkasını dönenlerin göreceği tek şey, tarihin tozlu sayfalarına gömülüşleri olacaktır.